
Tahsin ATAİZİ
Bu katliamı nasıl yaptılar, neden yaptılar, nasıl bu kadar günahsız insana kıydılar? Bunu yapanların planlayanların insan olabilecekleri düşünülemez.
Bu tip olaylara karşı demokratik tepkimizi koymalıyız artık. El birlik, tek yürek, toplum olarak bu olayı lanetleyerek bu eylemlere karşı koyduğumuz ve koyacağımız milli tepki ile bu katliamı gerçekleştirenlerin de destekçilerinin de direncini kırmış oluruz. Yoksa ateşin düştüğü yerde, yaktığı, acısı ile içimizde kalır bu katliamların izleri…
Hatırlarsınız 11 Mart 2004 te İspanya’da El Kaide’nin gerçekleştirdiği saldırılarda trenlere yerleştirilen 10’a yakın patlayıcının infilakı ile 191 kişinin can verdiği 1800 kişinin de yaralandığını… Ayrılıkçı ETA terör örgütü saldırılarına alışık İspanya saldırıdan 1 gün sonra 12 milyon kişi ile adeta sokaklara dökülerek olayın protesto eylemini gerçekleştirdi. (40 Milyon nüfuslu İspanya nüfusunun %30’nu teşkil eden bir kitle…)
Teröre karşı halkın birlikteliğini direncini göstermişlerdi…
Dondurma almaya giderken, dondurmasını yiyemeden, olayın gürültüsü ile balkona çıkan ve patlayıcılara hedef olan bu günahsızların yakınları olarak kendinizi onların yerine koymak bile içinizde tarifi imkansız acılar doğurduğunu içinizi-içimizi yaktığını düşünüyor okuyucularımızın da halet-i ruhiyesini tasavvur edebiliyoruz. Tekrar; Allah’tan, ölenlere rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. Böyle olayların yaşanmaması temennisiye; parti liderlerinin; “soruşturmanın tamamlanıp olayın aydınlanmasını bekleyelim, bu tür konular ayak üstü konuşulmaz” diyen mazeretlere ve sebeplere sığınmadan, partiler üstü kararla; milletçe bizlerin meydanlarda tepkimizi gösterecek şekilde lanetlemeyi bir kez daha bu satırlarımda savunuyorum.
Hiçbir tepki gidenleri geri getirmeyecektir. Ancak tepkinin büyüklüğünü gören katillerin gafillerin direncini kıracağından eminim.
Malum; İspanya, El-Kaide’nin katliamına karşı tepki ve tavrını olaydan bir gün sonra muhalefet iktidar demeden ortaya koymuştu.
Biz ne yaptık?
Ana Muhalefet Parti Başkanı Deniz BAYKAL’ın milli lanetleme kampanyası olarak tepki protestosu teklifine, Sayın başkanımızdan gelen cevap: “Bu işler ayak üstü kararla olmaz. Destekleriz, gerekirse, muhalefet Parti Başkanı ile de görüşürüz. Ama önce olayların aydınlanması lazım…
Ne lazım mış?
Olayların aydınlanması…(!)
İçimizi yakan ve karartan ikinci bir olaya gebe kaldıkta sonra mı tepki göstereceğiz lanetlemeye anlayamıyorum.
İktidar-muhalefet; kararlı, cesur ve süratle bu tip olaylara karşı kararlar alamazsa Allah bizi koruya…
TV’lerden, gazetelerden olaylarla ilgili görüntü ve resimlerin devamlı (haber niteliğinde) verilmesi; teröre ve teröristlerin amacına uygun hizmet verilmiş oluyor. Dolayısıyla bu konu hakkında medyaya düşen görev hassasiyetini bir kez de bu satırlarımızda hatırlatmak istedik.
Bir teklifimiz daha var ki; acılı günlerde acılarımız paylaşıldığı sürece azalacağı düşüncesiyle olayın gerçekleştiği semtte, zarara uğrayanlara maddi destek- manevi destek ve psikolojik yardım gerektiğini özellikle belirtmek isteriz.
Burada; aynı dili konuşmadan aynı duyguları yaşamanın esas olduğu düşünülürse; İktidar-Muhalefet
Parti- Takım, din, dil, ırk, renk farkı gözetmeksizin, bir noktada anlaşalım. “Esas olan aynı dili konuşanların anlaşamadığı ortamlarda, aynı duyguları taşıyanların anlaşmasıdır.” Esas olan…
Saygılarımla





