BAKIRKÖY EKSPRES - BAKIRKÖY'ÜN TARAFSIZ GAZETESİ

  • Giriş
  • KAYIT OL
    Kayıt
    Yıldız ile (*) işaretli alanları doldurmak zorunludur.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    E-posta: *
    Parola: *
    Parola Tekrar: *
  • ARAMA YAP
YAZI BOYUTU
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow YAZARLAR arrow TAHSİN ATAİZİ
TAHSİN ATAİZİ
Ankara'dan TDH'e Genç Katılımcılar PDF Yazdır E-posta

Image 

Rahmi Turan’ın, Hürriyet Gazetesindeki 30 Kasım 2009 tarihli yazısında, “CHP’liler dört defa partiden ihraç ettikleri Mustafa Sarıgül’ü küçümsüyor, AKP’liler dudak büküyor, MHP’liler de önemsemiyor. Kim ne derse desin görünen o ki, Sarıgül hareketi büyüyor” demişti.

Dolayısı ile bu büyümeye Ankara’dan ivme kazandıracak genç yaşta Türk Silâhlı Kuvvetleri’nden emekli olan, uzun süre TBMM Taburu Sosyal Tesislerinde görev yapmış, Hamza DÜRGEN’i de özellikle vurgulamak isteriz.

13 yıl gibi uzun bir süre TBMM Muhafız Taburunda siyasetçilerin ve askeri personelin birlikte kullandığı sosyal bir tesisi başarıyla yönetmiş bir isim Hazma DÜRGEN.

Şimdi Sarıgül’ün yanında olan Hamza Dürgen, Mustafa Sarıgül’ün başkanlığını yaptığı Türkiye Değişim Hareketi Partisi (TDH) Ankara ili yönetiminde siyasete başladı. TDH’de siyasete atılan böyle genç katılımcılar ile Mustafa Sarıgül ve partisinin Ankara’da güzel bir ivme kazanacağına inanıyoruz.

Haktan, hukuktan, adaletten, insan haklarından bahsetmediğimiz gün yoktur. Bu hususta bilen bilmeyen, hukukcu olsun olmasın, ahkam keseriz. Bizim gibilerin ahkam kesmesi kimseye zarar vermez. Ancak, iktidarın verdiği maddi ve manevi güçlerle yaptırım uygulayanların ahkamı, toplumun yapısında adaletin terazisinde dengeleri bozar.


Cumhuriyet Savcılarının, Adalet Bakanlığı’nın, Başbakanlığın, siyasi iktidarın maiyetindeki memurları gibi görülme eğilimlerinin olduğu bu dönemde; İsviçre’de hukuk doktorası yapmış Mahmut Esat Bozkurt’u hatırlamak ve hatırlatmak üzerimize düşen bir görevdir.

Atatürk’ün; hukukçu olarak kadrosuna dahil ettiği, Cumhuriyet’in felsefesini özümsemiş birisi olan Mehmet Esat Bozkurt’un  “Cumhuriyet Savcısı” ünvanının isim babası olduğu söylenir.

Öyle ki; Atatürk Mehmet Esat Bozkurt’a sorar.”Neden sadece savcılara Cumhuriyet Savcısı denmişde diğer kamu görevlilerine, Cumhuriyet Başbakanı, Cumhuriyet Valisi değil de, savcılara Cumhuriyet Savcısı diyeceğiz?” Mehmet Emin Bozkurt’un  cevabı açık ve net; “Cumhuriyet Savcısı denilmesi gerekir. Çünkü öyle zaman gelir ki; Cumhuriyet’e karşı suç işleyen başbakandan, validen, büyükelçiden hesap sorulması gerekir. İşte o zaman; Demokratik-Laik bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nde o hesabı soracak olan ancak Cumhuriyet Savcıları’dır.

Ama öyle olmuyor galiba; İsmailağa ve Fethullah GülenCemaatleri ile ilgili soruşturmayı başlatan Erzincan Cumhuriyet Savcısı’nın Adalet Bakanlığı tarafından ne tür soruşturmalardan geçirildiği herkesin malumudur, Cumhuriyet Savcıları’nın, Adalet Bakanlığı’nın memuru gibi muamele yapılarak saygınlığının yitirilmemesi gerekmez mi?

4 Aralık 2009 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin aşağıdaki haberi, yazdıklarımızı ne derecede doğruluyor? Biz yorum yapmıyoruz. Yorumu, okuyucularımıza bırakarak Hürriyet Gazetesi’nin haberini kısaca hatırlatmak istiyoruz.

“Başsavcı için 26 yıl istendi”
Adalet Bakanlığı, İsmailağa ve Fetullah Gülen cemaatlerine yönelik iki ayrı soruşturma başlatan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında görevi kötüye kullanmak, imar kirliliğine neden olmak ve resmi belgede sahtecilik suçlamalarıyla dava açtı. Bakanlığın 30 Kasım tarihli kovuşturma izni ile hazırlanan iddianamede şüpheli Başsavcı Cihaner’in 26 yıla kadar hapsi isteniyor.

Bu konuyu gündeme getirirken hukukun üstünlüğünü asla tartışmıyorum. Bunu kimsenin gücünün yetmeyeceğini biliyoruz. Dolayısıyla Erzincan Cumhuriyet Savcısı’nın yargılama esnasındaki konumunda yargıyı tesir edecek bir zihniyetle olmadığımızı da özellikle belirtmek isterim.



 

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 11 Toplam: 31