2006-2007 sezonunda Türkiye Şampiyonu, 2007-2008 sezonunda nağmağlup Avrupa Şampiyonu ve bu ay başında da yine hiç yenilgi olmadan kıtalararası DÜNYA ŞAMPİYONU ünvanını alarak Türk ve Dünya spor tarihine geçen hangi takım diye bir soru ile başlasak yazımıza; kaç kişi doğru cevap verebilir ki? Doğru cevap verebilen %10 mu 15 mi olur bilemiyorum ama, sebep bilemeyenlerde değil. O halde esas suçlular ve müsebbipleri mi kim? Spor saati diye her hafta sonu, spor programı yaptığını iddia eden spor yazarları değil skor yazarları! olduğunu herhalde sizler de tahmin etmişsinizdir.
Bilmeyen okuyucularımızı daha fazla merakta bırakmamak için ŞAMPİYON GALATASARAY tekerlekli sandalye BASKETBOL takımını bu satırlarımızda gururla iftiharla sunmak istiyorum. Bu yazımı gazetemizin haftalık belirli periyotlarda çıkması, Engelli Basketbol Şampiyonlarını da gecikmiş olarak sizlere sunmuş oldum. Dolayısıyla ENGEL tanımadan engelleri aşan takımımıza geç de olsa teşekkürü bir borç biliyorum. Burada bir noktayı gözden kaçırmayalım lütfen. En zor şartlarda ve imkansızlık içerisinde bize kıtalar arası şampiyonluk kupasını getiren bu sporcular mı ENGELLİ, yoksa bunu gündeme yeterince taşımayan değerli basın medya ( tv-gazeteler mi) ? Yoksa değerli basın organlarının SPOR mu SKOR mu tartışmasını doğuran TV’lerde hafta boyu; yok Alex’in frikiği, yok Lincoln’un golü, asisti, yok efendim atılan gol ofsayt mı değil mi? Diye ileri oynat geri al tartışmalarını sabahlara kadar sürdüren Büyük (!) spor medyamız TV program yapımcıları mı engelli? Bizim kahramanlarımızı niçin anlatmaz neden onare etmezler? Neden bu şampiyonlarımız spor podyumlarına çıkartmazlar?
Tabi çıkartılmaz çünkü; rant rant rant, reyting reyting reyting ve her şey Napolyonun dediği gibi; sonuç, PARA! PARA! PARA! olunca sporda ağırlık sadece belli bir rant getiren % 90’ı futbol veya basketbol olan yayınlar…
Diğer spor branşları sanki Türkiye’de yok. Nerede diğer branşların Federasyon Başkanları? Bir açık oturumda bu konuyu da tartışsalar nasıl olur acaba?
Bu konuyu yeterince ve zamanında gündeme getiremediğimiz için engelli sporcularımıza teşekkürlerimizin yanında bir özür borcumuz var onlara (ben dahil) lütfen özrümüzü kabul edin. Gerçek engelli bizleriz. Konuyu yeterince gündeme getirmeyenlerin de gerçek ENGELLİ olduğunu düşünüyorum.
Takım kulüp farkı gözetmiyorum ama tribünlerde atılan sloganlara bakılırsa; (üç büyüklerden Engelli Basketbol takımı olmayan FB ye de) maalesef “Tek engelli FB” diyorlar mış? Bir GS’lı olarak bunu da karşıyım. Engelli olan FB değil bu tip sporlara mali durumları çok iyi olmasına rağmen bünyelerinde yer vermeyen kulüp idareci ve yöneticilerinedir lafım.
Sayın Erdoğan ŞENAY’ın da belirtiği gibi “GS çok büyük bir işi çok ciddiye alarak yaşattığı organizasyonlarla kıtalararası Tekerlekli Basketbol Şampiyonlarına hem Türkiyem hem de Cim Bom ‘un imzasını atarak yepyeni bir çığır açmıştır. Bu konuda Yavuz Kocamer’in uğraşıları inanılmaz bir sevdanın başlangıç kaynağı olmuştur.”
Sayın Özhan Canaydın zamanında başlatılan Adnan Polat’ın başkanlığında sahiplenilen bu konuda; Özhan Canaydın ve Adnan Polat başta olmak üzere bu konuya destek veren GALATASARAY camiasını kutlar başarılarının devamını dileriz. Darısı diğer kulüp ve yöneticilerine…
Saygılarımla…
Not: Bu konuyu okuyucularımın fikir düşünce ve katılımlarıyla (Devletin spor politikası) içerisinde çok daha ciddi bir konumda ele almayı planlıyor ve düşünüyorum. Okuyucularımdan gelecek mailler ile katkılarınızı tekliflerinizi bekliyorum. Herkes bir gün ENGELLİ olabilir, unutmayalım. Tavır ve düşüncelerimize ENGEL koymayalım.





