BAKIRKÖY EKSPRES - BAKIRKÖY'ÜN TARAFSIZ GAZETESİ

  • Giriş
  • KAYIT OL
    Kayıt
    Yıldız ile (*) işaretli alanları doldurmak zorunludur.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    E-posta: *
    Parola: *
    Parola Tekrar: *
  • ARAMA YAP
YAZI BOYUTU
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow YAZARLAR arrow NECATİ ÖZDEMİR
NECATİ ÖZDEMİR
29 Mart seçimlerinin kodları PDF Yazdır E-posta

ImageKabul etmek gerekir ki; 29 Mart seçim sonuçları herkesi şaşırttı. Bana göre,çıkan  sonucu hem iktidar ve hem de diğer partiler beklemiyordu.

    Genel oy oranları arasında çok fazla değişiklik olmamasına rağmen, belediye başkanlığı açısından önemli değişiklikler meydana geldi.

    İktidar partisi yönünden, seçmen sıkı bir kulak çekme yaptı. İktidar partisini, çok değil yirmi ay önce yüzde kırk yedi ile destekleyen halk, bu def yüzde otuz dokuz ile ikaz etti.

    İktidar açısından bu sonucun iyi tahlil edilmesi gerektiği ortada. Umarız seçmenin mesajı gerçekten iyi değerlendirilir.

    Muhalefet cephesinde ise hayli karmaşık bir tablo oluştu. CHP İstanbul ve Antalya başta olmak üzere bazı şehirlerde umduğunun üstünde bir sonuç elde etti.

    Keza, MHP de özellikle Eğe  kıyısında beklenenin üzerinde başarılı oldu.

    DTP ise, hem kendisi, hem de Türkiye açısından üzerinde düşünmeye değer bir sonuca ulaştı.

    Her parti kendi çıkarları açısından seçimleri yorumlamaktalar. Ancak gözden kaçırılmaması gereken bir durum var ki; seçmen bugüne kadar ki, seçimlerde olmayan bir tarzda sonucu belirledi.

    Buradan yola çıkıldığında şunları söylemek mümkün. Seçim sonuçları partilerin, bu kadar tecrübeye rağmen hala, Türk seçmenini yeterince tanımadığını ortaya koydu.

    Bir vatandaşla yaptığım sohbette, “muhalefet seçim kazanmadı, Ak Parti kaybetti” dedi. Üstünde düşünmeye değer bulduğum bu tahlil, belki de seçim sonuçlarının en çarpıcı analiziydi.

    Seçimlerin sonuçlarına baktığımda, muhalefet cephesinde CHP ile MHP’ye oy verenlerin gizli yada açık bir işbirliği yaptıkları görülmektedir.

    Bu tahlile itirazlar olacağını biliyorum. Ancak ben de itirazcılara  şu  soruyu sorarım.  “ Kedi buradaysa et nerede”.

    Kaldı ki; seçim ittifaklarına da kimsenin diyebileceği bir şey olamaz. Nihayetinde seçim bir demokrasi aracıdır ve elbette ittifak da, meşru bir araçtır. Dolayısıyla ittifak MHP ile CHP arasında olsa bile, denilecek bir şey olamaz..

    İktidarın, seçime giderken bu ihtimali de dikkate alması gerekmekteydi ki, alınmadığını görüyoruz.

    Ayrıca tüm muhalefet partileri iktidara yüklenirken, bu seçimlerde, iktidarın yalnız kaldığı da bir gerçek.

Böyle olmasına rağmen; iktidar partisinin, parti içinden yükselen sesleri  de dikkate almadığını görüyoruz ki; asıl önemli noktanın bu olduğunu düşünüyorum.

    Bütün bunların sonunda, Ak Parti aday tespitinde yeteri kadar doğru davranmamıştır. Özellikle milletvekillerinin seçmene rağmen kendi kişisel ilişkileri doğrultusunda  aday belirlemesi, seçmen tabanında ciddi küskünlükler yaratmıştır.

    Özellikle İstanbul ‘da teşkilatların istediği adaylar değil, etkin kişilerin ağırlığı sonunda adaylar belirlenmiş ve adeta bu sonuç hazırlanmıştır. Bazı ilçelerde Ak Parti kendi içinden olmayan “çakma adaylarla” seçime gitmeyi tercih etmiş ve bu durum partiye pahalıya mal olmuştur.

    Adana ve Şanlıurfa ‘da ki sonuçlar aynı yanlışın göstergesidir.

    Klasik SP seçmeni daha önce Ak partiyi desteklemekte iken bu seçimde, (çoğu küskünlükle) Saadet Partisine oy vermiştir.

    Şişli dışında, DSP seçmeninin oyları CHP ‘ye gitmiştir.

    DTP açısından ise, Kürt yurttaşlarının çoğunluğunun DTP‘ye desteğinin devam ettiğini görüyoruz. Kürt seçmen hala (önemli açılımlara rağmen) sisteme ve sistemin partilerine, şüpheyle bakmaktadır, yapılanları yetersiz görmektedir.

    Özet olarak; Türk seçmeni, muhalefete bugüne kadar durduğu noktadan bakmış ve yaptığınızın karşılığı bu kadar  demiştir.

Ancak iktidara açık ve net şunu söylemiştir.

    Biz seni üç seçimdir muktedir olman için iktidar yaptık. Ancak hala muktedir olamadınız. Daha da ötesi, kendini bu ülkenin sahibi ,milleti köle olarak görenlere karşı sürdürdüğün mücadeleni de yavaşlattın. Tekrar düşün. Seni yoldan çıkarmaya çalışan, yanında yama gibi duran “çakma efendileri” uzaklaştır ve bizim gösterdiğimiz istikamette iktidar ve muktedir ol.

    Baron’ların sözcülüğünü yapan eskimiş bir baş savcı daha geçen gün, sizi ve ergenekon savcılarını kast ederek “bunların hepsi yüce divanda yargılanacaklar” diyordu.

    Biz millet olarak hak ettiğimiz demokratik yaşam biçimimize,her ne olursa olsun sonuna kadar sahip çıkacağız.

    Efendiler’le  kol kola girip uşaklık yaparak milleti yönetmeye kalkanların durumuna bak. Hepsi siyaset mezarlığında çürümek üzereler.

Bu yolda bize başkasını arattırma !