BAKIRKÖY EKSPRES - BAKIRKÖY'ÜN TARAFSIZ GAZETESİ

  • Giriş
  • KAYIT OL
    Kayıt
    Yıldız ile (*) işaretli alanları doldurmak zorunludur.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    E-posta: *
    Parola: *
    Parola Tekrar: *
  • ARAMA YAP
YAZI BOYUTU
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow Yazarlar arrow Alparslan Başkal
"Aklı olan aynı konuda iki defa aldanmaz" PDF Yazdır E-posta

ImageHEBDOMON’LUDAN BAKIRKÖY’LÜYE

"Aklı olan aynı konuda iki defa aldanmaz"
40 defa aldananlara selam olsun…*

“Hafıza-i beşer, nisyan ile malûldür” sözcüğünü Adnan Menderes söylemiş. İnsan hafızasının unutkanlık hastalığı (sakatlığı) vardır, demek istiyor.
Buraya almış olduğum iki deyimin birbiri ile olan ilgisi ne ola ki, diye sorulduğunu hisseder gibiyim. Eh! Evet, aklı olan iki kez yanılmaz, ama aradan uzun zaman geçince unutkanlık hastalığı, evvelce olanları hatırlamadığı için bir daha aldanmasına sebebiyet verebilir.

    Ahmet Derya Bahadırlı, 1996 ara seçiminde Bakırköy Belediye Başkanlığına seçildi. 1999 seçiminde de oylarını biraz daha yükselterek tekrar Belediye Başkanı oldu. Anavatan Partisinin bu cevval çocuğu Bakırköylülere umut vaat ediyordu. Tüm Belediye Başkanlığı boyunca Bakırköy’ün sokaklarında gezindi, gördüğü herkesin elini sıktı, çocukların yanaklarını okşadı, yaşlı hanımlara “annem” diye sarıldı. Sabah erkenden kalkıp bir taksi durağının önünden geçerken, “Haydi! Bana da bir çay koyun da içeyim” diyerek, taksicilerle sohbet koyulaştırdı. Caddede yürürken geri geri park etmeye çalışan otomobilin şoförüne, “sağ yap gel, şimdi düzle ileri al” gibi sözcüklerle yardımcı oldu. Mütevazı, cana yakın, halk adamı, içimizden biri imajlarını çok güzel yarattı. Herkeslere birçok sözler verdi. Hiç birini yapmadı. Dağarcığında “hayır, olmaz” diye olumsuz kelimeler barındırmadı. Hep “evet” dedi. Ama yerine getirmedi. Bu arada Bakırköy’ün gelir kaynaklarını har vurup, harman savuruyordu. Ne gam! Bunlar toplum tarafından görünen, anlaşılan şeyler değildi. İnsanlar; Başkan bana sarılıyor ya, yolda gördüğü zaman durup konuşuyor ya! O bize yeter diye düşünüyorlardı..Hala da aynı şekilde düşünenler olduğu izlenimini alıyorum. Ancak bu arada Anavatan Partisi ve onun Bakırköy’deki yerel yöneticileri aleyhinde de toplumda bir kanaat oluşmaya başlamıştı
    Belediye’yi yönetirken yapmış olduğu birçok usulsüzlük için hakkında kovuşturmalar açılmış, bunların bir çoğu yargıya intikal etmişti. Ancak kamuoyunun bunlardan haberi olmuyordu. Derken zaman acımasız bir şekilde tükendi ve yeni seçim dönemine girildi. 1996-2004 arasında geçen sekiz yıllık iktidarın kaybedileceği endişesine kapılınca seçildiği partiyi bir kenara atarak CHP ve AKP ile görüşmelere girişti. (Bu konuda 2004 yılında Köyümüz Gazetesinin 54. sayısında açıklayıcı bir yazı yazmıştım). İstediği desteği bulamayınca, bari seçilecek partiden yana tavır koyayım, onlara yardımcı olayım diye düşündü. Bu düşüncesi sebepsiz değildi. Hakkında müfettişlerce yapılan araştırmaları belki yeni gelen Belediye Başkanı durdurabilirdi.  Seçimlerde, birçok elemanını CHP adına propaganda yapmaları için görevlendirdi. 2004 seçimlerini Cumhuriyet Halk Partisi, Ateş Ünalerzen ile kazanınca, devir teslimi yaptıktan sonra bile her gün geceleri belediye binasına gidiyor, çeşitli bilgilerle yeni Belediye Başkanını aydınlatıyordu. Ancak bu Belediye Başkanı yasal prosedüre müdahale etmiyor, aksine doğruların bulunması için teşvik gösteriyordu. Bu arada Bakırköy Belediyesinin şişirilmiş kadrolarında “Ahmet Bahadırlı adamı” olarak bilinenleri de teste tabi tutuyor, hiçbir becerisi olmayanları Park ve Bahçeler ile Temizlik İşleri bölümlerinde istihdam ediyordu. Bu şişirilmiş kadro elemanları doğru dürüst iş yapmamalarına rağmen işçi kadrosundan aldıkları bin lira maaşın üzerine, her ay bin lira civarında mesai ücreti alıyorlar, yemek, yol, yakacak, giysi vs. gibi yardımlarla aylıkları ortalama 2.500 lirayı buluyordu.

    Bütün bunların önlenmesi, yapılan yolsuzlukların ortaya çıkarılması, belediyenin girmiş olduğu borç batağından çıkarılması gibi çalışmaları ise yeni Belediye Başkanı Ateş Ünalerzen, kendisine bağlı birkaç elemanı ile birlikte yürütüyordu. Sonuçta borçların önemli bir kısmı ödenirken, şişirilmiş kadronun kimi emeklilikle, kimi diğer belediyelere atanmakla tasfiyeye tabi tutuldu. Gene de Belediyenin içinde “Ah! Nerde Ahmet Bahadırlı” diyerek eski saltanatlı günlerini özlemle arayan bir kısım personel kalmış bulunuyor ve Bahadırlı’ya önümüzdeki seçimleri kazanması yönünde gizli desteklerini sürdürüyorlar. Ateş Ünalerzen hakkında ise birileri tarafından alttan alta güdülen sinsi bir propagandayla; toplum içine çıkmadığı, kimseleri kucaklamadığı, insanlarla sıcak temas kurmadığı için “soğuk ve sevilmeyen kişi” olarak nitelenerek, topluma ve medyaya bu aşıyı tutturmaya çalıştılar.
    Mart 2009 seçimlerine yaklaşırken, Bakırköy’de de yerel seçimin heyecanı herkesleri kavradı. Sekiz yıllık yöneticiliğinde Bakırköy Belediyesini batma noktasına getiren Ahmet Bahadırlı da eski şaşaalı günlerinin özlemi içinde kendi arayışlarını sürdürmeye başladı. Öncelikle “soğuk ve sevilmeyen kişi” olarak aleyhte propagandası yapılan Ateş Ünalerzen yerine CHP’den aday olmanın hesaplarını yaparak temas kurmaya çalıştı. CHP Bahadırlı’ya hiç yüz vermedi, ama Ateş Ünal Erzen hakkında Genel Merkezce bir geniş kapsamlı araştırma yapılarak fısıltı dedikodusunun özü araştırıldı. CHP’den yüz bulamayan Bahadırlı, Bakırköy’ün ikinci güçlü partisi olarak gösterilen AKP ile flört devrini başlattı. Bu arada ikinci bir sevgiliyi de elde bir tutuyordu: DSP.
    Her iki tarafı da Bakırköy’de yüksek oy potansiyelinin olduğuna ikna etmişti. AKP  Bahadırlı’ya sıcak bakıyordu. Ayrıca AK Partideki güçlü kişilerin desteği ile İl Yönetimine nüfuz etmeyi başardı. Hatta Belediye Başkan aday adaylığına başvurmasını salık verdiler. Gene de Bahadırlı bu başvuruyu bizzat yapmayı arzulamıyordu. İstiyordu ki, bizzat Genel Başkan Recep Tayip Erdoğan tarafından adaylığı açıklansın. İşler tam o kıvama  gelirken, çevresinden gelen büyük bir itiraz davranışını değiştirmeye zorladı. Çevre; Bahadırlı’yı desteklemeyi kabul ediyordu, ancak AKP olursa bu desteği gösteremeyeceklerini belirtiyordu. Bunu bir gizli anketle de doğrulatınca, Bahadırlı için AKP flörtü sona erdi. Ani bir kararla DSP’yle flörte başladı.

    DSP Yönetimi  seçim umudunu esasen kaybetmiş görünüyordu. Bu arada Bakırköy İlçe Yönetimine de el çektirip, yeni atama yapmışlardı. Ahmet Bahadırlı’nın partilerine katılımı, yeni bir kan değişimi gibi göründü. Belki de Bahadırlı üzerinden elde edecekleri oy miktarını yükseltebilecekleri düşüncesine kapıldılar.  Bahadırlı’nın istekleri doğrultusunda hareket edecekleri sözünü verdiler ve son dakikada DSP Bakırköy Belediye Başkan adayı; Ş. Ahmet Derya Bahadırlı olarak açıklandı. Bahadırlı da evvelce tespit ettiği ve 200’den fazla insana vermiş olduğu sözler çerçevesinde seçim kadrosunu oluşturdu. DSP İlçe örgütünde yıllarca çalışmış, partisine gönül vermişlerin bir anda dışlanmaları uğruna Bahadırlı ve kadrosu paraşütle DSP İlçe Örgütünün üstüne düşüverdi.

    Bütün bunların büyük bölümünü, siyasetle uğraşanlar biliyor. Bir kısmı ise, küçük bir zümre tarafından biliniyor. Ancak oy kullanacak büyük kitle ise bilmiyor. Ahmet Bahadırlı’nın 2004 seçimleri ve şimdiki 2009 seçimleri öncesi partiden partiye dolaşmalarının ne kadar “etik” bir durum arz ettiğinin hükmünü kamuoyu belirlemelidir. Kamuoyunun bilgilendirilmesi de en başta yayın organlarının görevleri arasındadır. Biz Bakırköy’de yayınlanan bir gazete olarak bu sorumluluğun gereğini yerine getirdiğimize inanıyoruz.

    Ancak toplumu yönlendirenlerin hiç mi sorumluluğu yoktur? Elbette olmalıdır. Siyasi Partiler; sadece kazanmayı, ne olursa olsun kazanmayı değil, hakkınca kazanmayı, etik olarak kazanmayı, dürüstlükle kazanmayı düşünmelidirler. Bu sebeple siyasi partilerin ileri gelen toplum mühendisleri “etik” olmayan konuları da kamuoyuna bildirmek gibi bir sorumluluğu taşımalıdırlar. Bu başlangıçta aleyhte bir durum gibi gözükse de kamuoyu kendisinden hiçbir şeyi gizlemeyeceğine inandığı insanları mutlaka takdir edecektir. Dürüst ve ahlaklı olunduğu sürece kamuoyunun takdiri ebediyen sürer.

    Bir sözüm de DSP Üst Yönetimine…:
    Bakırköy’de Yerel Seçimlere girecek hiç mi kadroları yoktu da (CHP+ANAVATAN+DYP+DP+YTP) karışımı kırk ambar bir kadro ile seçime gidiyorlar? Böylesine bir kadrodan Bakırköy’e ne hayır gelecek? Olsa olsa DSP biraz daha fazla oy alıp, daha fazla itibar kaybedecek.
    Akılları olup da; bir daha aldanmaya şartlandırılmışlara ve bellekleri unutkanlık hastalığına yakalanmış dostlara sesleniyorum.
    Pişman olmamak için halen vaktiniz var.
    Kırk defa aldananlara selam olsun!!!

*Başlık; İnternette dolaşan bir yazıdan biraz değiştirerek alınmıştır.

Alparslan Başkal
 

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 6 - 6 Toplam: 6