Aldık başımızı gidiyoruz. “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” deyişindeki gibi. Anayasa Mahkemesi, halkın iki dönem üst üste çoğunlukla seçtiği hükümeti oluşturan siyasi partiyi “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” kabul ediyor. Öyleyse niye kapatılmadı?
Kapatılamadı?
Kararın anlaşılır tercümesi şu; Bak Erdoğan, millet seni seçmiş, başbakan yapmış olabilir. Ancak bu ülkede öyle din- min lafları etme. Ülkenin temel siyasi ve sosyal sorunlarına müdahale etme. Vatandaşların kılık kıyafetini biz belirleriz. Sen karışamazsın
Ha, bir de sivil anaya hazırlığı yapıyorsun Türkiye"nin sivilleşeceğini söylüyorsun. Bu iş o kadar kolay değil. Ateşle oynama.
Şimdi paranı alıyoruz, devam edersen canını da alırız.
Sen, Anayasada yazılı olan “anayasa değişiklikleri sadece şekil, usul yönünden denetlenebilir” hükmüne de takılma. Biz her şeyi düzenleriz. Eğer yeni bir Anayasa yapılacak ise, onu da biz yaparız.
Hani “Egemenlik kayıtsız şartsız milletin”di?
Bizler de gerçekten inanmıştık. Ne kadar salakmışız meğer.
Her gün her şehirde, insanları hunharca katleden, gasp eden, tecavüz eden, haraca bağlayan çeteler ortaya çıkarılıyor.
Öte yandan Cumhuriyet tarihinin en büyük çete davası yargılaması başladı.
Bu dava ilginç şeyler ortaya çıkardı. Yıllardır sıkı bir komünist olarak bilinen siyasi lider Perinçek, bu davada sanık. Solcu olarak bilinen ana muhalefet lideri Baykal davanın ve sanıkların genel avukatı olmuş.
Ülkeyi kırk yıl yöneten ve ülkenin sağcı lideri olarak bilinen Demirel ve yakın arkadaşı Cindoruk davaya “fasa fiso” diyorlar.
Davada yargılanan sanıkların her birisi ayrı siyasi kişilikler. Biz saftirikler de neler düşündük, kimlere inandık yıllarca. Hakikaten salakmışız be.
Kürtler, dağlarda yada yüksek yerlerde yaşayan Türklermiş. Kürtçe de, Türkçenin bozulmuş bir lehçesi imiş. Yüksek yerlere yağan karın donmuş haline kartık, Kürtük denilirmiş. Bu sebeple de, yüksek yerlerde yaşayan bu kardeşlerimize kürt denilirmiş .
Bu sebeple, sınırlarımız içerisinde Türkten başka kimse yoktu, olamazdı. Türkiye Türklerindi.
Ama gördük ve anladık ki; bu insanların ayrı bir ırkı ve ayrı bir dilleri varmış. Türkiye Cumhuriyetini de canlarıyla başlarıyla Türklerle beraber kurmuşlar.
Nasıl da inandık yıllarca saçma sapan uydurma dayatmalara. Salak mıyız, değil miyiz?
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olsalar bile,
Kürtler sakıncalı mı? Evet
Fethullah Gülen"i sevenler sakıncalı mı? Evet
Herhangi bir tarikat yada dergaha bağlı olanlar sakıncalı mı? Evet
Dindar olan valiler sakıncalı mı? Evet
Dindar hakim-savcılar sakıncalı mı? Evet
Başını örten sakıncalı mı? Evet
Marksistler-Komünistler sakıncalı mı? Evet
Aleviler sakıncalı mı? Evet
Azınlıklar sakıncalı mı? Evet
Ülkücüler sakıncalı mı? Evet
Bir kısmının aidiyetini belirttiğim bu katagoriyi sayılandırın. Geriye sakıncalı olmayan kaç kişi kaldı dersiniz.
“Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.”
Hadi sıkıysa değiştirin anayasayı.
Nasıl inandık yıllarca, temiz duygularımızla ve umutla.
Ne salaklık ki sormayın...



Yazarlar 


Depresyon çok ciddi bir psikiyatrik rahatsızlık olup, beyin kimyasının değişmesiyle ilgili yaşanan birtakım davranış değişikliklerine yol açan tedavi edilebilir bir beyin hastalığıdır.
Sayın Talat Acapulco Otelinde Mersinden gelen iş adamlarına yaptığı konuşmada “iyi niyeti” hakkında geniş bilgi verdi; bu iyi niyetli ve tavizkâr gidişatın Türkiye’ye uluslararası arenada ne denli yararlı olacağını da özenle anlattı. Görüşmelerdeki taktiğini ve yaklaşımını Türkiye’nin bildiğini ve desteklediğini de vurguladı. Görüşme sürecinde “acılı gelişmeler de olabilir; sıkıntıları omuzlamaya hazır olmamız gerekir” dedi. Pazarlık stratejisini veya taktiğini de şu sözlerle açıkladı: PAZARLIKTA ESAS ÖNEMLİ OLAN NOKTA NE KAZANILDIĞI VE KAZANÇ DURUMUNUN KAYIPTAN FAZLA OLUP OLMADIĞIDIR. Kazanılanlar kaybedilenlerden fazla ise bu , sürecin başarılı sonuçlandığı anlamına gelebilecektir.” Bu formül, elma alıp armut verme pazarlığında geçerli olabilir. Bir halkın geleceği, bir milletin kaderi bahis konusu olduğunda aşılamayacak, ötesine geçilemeyecek KIRMIZI ÇİZGİLER bahis konusudur. Sayın Talat bunlardan bahsetmedi.