BAKIRKÖY EKSPRES - BAKIRKÖY'ÜN TARAFSIZ GAZETESİ

  • Giriş
  • KAYIT OL
    Kayıt
    Yıldız ile (*) işaretli alanları doldurmak zorunludur.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    E-posta: *
    Parola: *
    Parola Tekrar: *
  • ARAMA YAP
YAZI BOYUTU
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow Yazarlar
Bakırköylü olmak ayrıcalıktır... PDF Yazdır E-posta

ImageGeldi geliyor derken 2008’in ilk günlerini geride bıraktık bile. Arkanıza dönüp bir bakın ve bu kadar süre içinde neler yaşadığınızı hatırlamaya çalışın. Ülkemiz içinde olup bitenler, dünyada yaşananlar… Sizin yaşadıklarınız. Sevinçler, hüzünler, mutluluklar, ayrılıklar,  bırakıp gidenler ve yeni gelenler, yeni aşklar, sevdalar sevdalılar. Bizim sevdamızda Bakırköy Ekspres. Her sayımızda geçmişe bir bakıp,  bir öncekinden daha iyi, daha kaliteli bu yayında neler yapabiliriz diye düşünüyoruz. Sizden aldığımız güçle, sadece siz Bakırköylüler için.  

Sevgili okurlar Bakırköy Ekspres gazetesi olarak haber maratonunda iyiyi, doğruyu tarafsızca sizlere aktarmak, önceki yayınladığımız sayılardan daha kapsamlı, içeriği daha zengin bir gazete sunmak için çalıştık. Geriye dönüp baktığımız zaman ülkemizde ve dünyada yaşananlar, sizin yaşadıklarınız, tekelci ve iş birlikçi medyaya ne yazık ki tam anlamıyla aksetmiyor. Yazılanlar kamu yararı değil, patron yararı göz önüne alınarak yapılıyor. Genel baktığımızda Bakırköy ilçesi olarak da medyada fazla yer almıyoruz. Bu açığı bir Bakırköylü olarak kapatmak için 11 yıl önce yola çıktık. Siz değerli okuyucularımızın sayesinde başardık. Şuan Bakırköy’ün tarafsız bağımsız cesur gazetesi olma gururunu yaşıyoruz. Bundan dolayı teşekkür ediyorum.

 

Bir Bakırköylü olarak her zaman Bakırköy ve Bakırköylü için en iyisini istemişimdir. Bu nedenle Bakırköy’e yapılan proje ve yatırımlar beni heyecanlandırır ve sevindirir. Bakırköy’e büyük hizmeti tabi ki yerel yönetim yapmaktadır. Yerel yönetimin başarısını da yazarken, zaman içinde yanlışları da  yazmışızdır. Bu anlamda basın ahlak ilkeleri doğrultusunda Bakırköylü hemşerilerimizin istek şikayetlerini dile getirdik ve bu yolda devam edeceğiz. Her yapılan başarılı yatırım ve projelerin yanında olup, bunu Bakırköy kamuoyuna duyurmak en önemli görevlerimiz arasındadır. Her kesimle Bakırköy için el ele vermeliyiz. Biz gazete olarak Bakırköy ve Bakırköylünün yanındayız. Eleştiri, istek ve şikayetlerinizi bekliyoruz. Bir dahaki sayıda görüşmek üzere hoş cakalın.

Sevgi ve saygılarımla…  

 
Bir daha ki seçime kadar OY anam OY mu?.. PDF Yazdır E-posta

ImageGazetemizin haftalık periyotlarda çıkması dolayısıyla; geçmiş BAYRAM ve YENİ YILINIZI BAKIRKÖY EKSPRES ailesi olarak bu sayımızda da kutluyor, her şeyin dilediğiniz gibi gönlünüzce olmasını arzuluyoruz.

Sütunumuz MEVZİ de yazılacak yoruma açık o kadar çok konu var ki; bu hafta ancak bir kısmını sizlerle paylaşacağız.

2007 yılında dikkatleri çeken önemli olaylar;

 DYP, ANAP’ın DP adı altında anlaşma protokolü iptali,

 İsmail CEM’in vefatı,

 Kadir HAS’ın vefatı,

 Malatya Zirve Yayınevi baskını,

 Cumhuriyet Demokrasi ve Laiklik adına yapılan mitingler,

 Genel seçimler,

 Cumhurbaşkanlığı seçimi,

 Euro’nun yükselişi,

 Petrol fiyatları,

 Doların düşüşü,

Hırant DİNK’in öldürülmesi,

 Irak’ın Amerika tarafından (Demokrasi adına!) adeta İŞGALİ,

 İran’ın Nükleer çalışmalarına Amerika’nın müdahil hareket ve tepkileri,

 Atlas Jet yolcu uçağının düşmesi ve 56 vatandaşımızın ölümü ile sonuçlanan feci kaza

Senelerce yazılmaktan konuşulmaktan adeta gına getiren AB (Avrupa Birliği’ne) girdik mi çıktık mı?... Süreç ve oyalamalar…

 Enflasyon % 9 (Ancak enflasyonun kırmızı pul biber, kekik, nane ve hıyara göre %1, hatta % 0 denecek seviyede olduğu çok bilenler tarafından tespit edilmiş!… Dikkatinize...)

Enflasyon da diğer fiyat artış ve inişlerini “oynamasını bilmeyen yeni gelinin (sütunumuzda) yerim dar bahanesine” sığınarak yazmadığım zannedilmesin...

 TÜRKİŞ’in hükümetle yaptığı anlaşmaya göre asgari ücret maaşlara % 4 hâlbuki enflasyon % 8,76

Peki, bu basit hesap ve artış mukayesesinde, anlaşmaya imza koyanlara ne demeli?

Gelelim 1984’ten beri devam eden Terör belasına bizi bulaştıranlara ve stratejik müttefikimiz (USA) Amerika ile görüşmelerimize, Müsaade alınarak, pardon(!) Karşılıklı mutabık kalınarak(!) Kuzey Irak’tan operasyona izin verilmesi ve hükümet kararı ile TSK’nın (Türk Silahlı Kuvvetleri) yetkili kılınması…

Bu yetki; acaba mahalle baskısından mı? Toplum baskısından mı? Askerin görev talebinde çok ısrarlı tavrı ve davranışından mı? Yoksa hükümetin (çok hızlı tren(!) projesindeki gibi) USA ile çok süratli DİPLOMASİ  trafiği mi desem?…

Malum; baharda başlamasına izin verilmesi gereken operasyonlara bilinen ve maalesef bilinemeyen(!) sebeplerle başlanamaması… Amerika ile ne kadar süratli DİPLOMASİ trafiği sonucu ve maalesef tezkeresini alamayan şehitlerimizden sonra hükümetin TEZKERE ve karar alması… Askere zorlamalar neticesinde nihayet yetki verilmesi…

Hasat mevsimi ve BOR’un pazarı geçtikten sonra sür eşe… ni NİĞDE’ye hesabı...…

Teröristlerin kaçmasına rağmen; PKK’nın mağara sığınak komuta ve eğitim bölgelerinin hava harekatı ile bombalanması. Karadan da komandolarımızın (-15Co, -20 Co) amansız kış ve arazi şartlarındaki harekatını, dolayısıyla bölgede ve planlamada görev alan tüm Türk Silahlı Kuvvetlerimizin başarısını özellikle belirtmek isteriz. TSK’nin vurduğu zaman iz bıraktığını medyada gururla izledik. Dili uzayan Talabani- Barzani bozuntu ve uzantılarının sesleri kısıldı dillerini yuttular adeta.

Olayların kronolojik sırası dedim ama TERÖR den başladım. SEÇİM den GEÇİM den önce… Neden mi?

Güneydoğu da terör hepimizin malûmu 1984 ERUH ve ŞEMDİNLİ baskınları ile gündeme oturmuştu.

Zamanın siyasetçilerinin 3–5 çapulcu dediği başıbozukların bugün kendi ifadelerine göre 4–5 bin civarında görünen ve bilenen. Bilinmeyenler ise; kentlerde kırsalda dost görünümlü postlarıyla ortalıkta dolaşan kundakçı, ne olduğu belirsiz kişiliksiz kişiler. Hatta bu kişileri parlamento da savunan PKK ya terörist diyemeyenlerin sayıları ise belli…

1984 yılında doğanların 23 yaşında olduğu düşünülecek olursa, bu yaşta olup ta PKK ya katılanların af yasası ile eve dön çağrısı yapılacağına, bırakın cezalarını çeksinler. Yasaların kanunun kestiği parmak acımaz. Eğer çözüm isteniyor ise; (af yasası çıkartılması ileri de terörist başının ismini açık olarak yazmak dahi istemediğim A.Ö.’a da af yolu açılacağı hesaba katılarak düşünülmesi.) Dolayısıyla kesinlikle cezaların infazı… Uzun vadede TERÖR’e önlem ise; ancak, bu gün doğanlardan başlatılmak üzere yasa dışı örgütlere girmeye önleyici tedbirleri alsın (bir 23–24 sene sonrası için) siyasetçilerimiz. Asker gereğini icap ettiği zaman yapıyor… Bu ülkenin bölünmez bütünlüğü için de gereğini mutlaka YAPACAKTIR zaten.

Günlük planlama ve gündelik yaşam yerine uzun vadeli planlar ile gündeme gelinmeli. Aksi takdirde; seçimler öncesi OY toplayıcı vaatler ile gündem yaratılmamalıdır.

Yoksa her ŞEHİDİMİZİN, ekonomik, maddi ve manevi kayıplarımızın ardından “OY ANAM OY!” diye feryat etmek bir şey kazandırmaz. “Atı alanın Üsküdar’ı geçmeden” elimizi, kozlarımızı sağlam ve çabuk tutarak partiler üstü müşterek siyasi, ekonomik politika uygulayarak TERÖR’e dur demenin MİLADINI koymamız gerek.

Bundan sonraki gerekecek operasyonlarda düğmeye vaktinde basılmalıdır. En basit bir spor müsabakasında bile hakem düdüğü başlama zamanında çalar. Operasyonu başlatma zamanında da; düdüğü öttürecek HAKEM(!) müsaade alınacak Stratejik Müttefik Amerika mı olmalıdır? Ayrıca operasyona başlamak için; Genelkurmay Başkanımızın defalarca; basında belirtildiği, kamu oyunun da bildiği “Sorumluluklar belirlensin. Türk Silahlı Kuvvetlerinin göreve hazır” olduğu söylenmedi mi?

Bana göre değil, herkesin bildiği bu konu gündeme geldi ve söylendi ama hükümetin kararı neticesi, operasyona geç başlandı. Nice Şehitler verildikten sonra operasyonun geç başlamasına sebep olanların dikkatine! Bu gecikmeye sebep USA mı? Oradan gelecek müsaade neticesi hükümet tezkeresi mi bilemem… Bildiğim ASKERİN ve kamunun topyekun olarak hazır olduğudur…

Kronolojik sıralamaya göre sizlerle bu Mevzi paylaşacağımız konuları yazamadım.

Emekli askerlerde; “amma da çok biliyor, konuşuyor” tenkitlerini almamak,  konularımı yazmamaya da sebep değil.

Zira, hem her şeyi çok bilmediğimi söyleyecek kadar açık, daha iyiyi doğruyu öğrenmek içinde eleştirilerinize her zaman hazırım.

Herkes tarafından bilinen tekerleme “ Asker Uyumaz, Asker Acıkmaz, Asker Üşümez…vs. Eee, Konuştuğu, yazdığı TV’de, basında açıklama yaptığında; ASKER KONUŞMAMALI!.. Allah Aşkına bu ASKERLER insan değil mi? Bu ülkenin vatandaşı değil mi? Seçme hakkını kullandığına göre bırakın ASKER de konuşsun. Bizler görevdeyken askeri hiyerarşide izinsiz basına bir görüş bildirme lüksümüz yoktu. Çünkü ASKER olarak siyaset yapılmayacağı hepimiz tarafından bilinen bir gerçekti.

Ancak ülkenin bölünmez bütünlüğü, vatanı koruma ve kollama söz konusu ise; müsaade edin de Türk Silahlı Kuvvetlerimizin en üst makamı Genelkurmay Başkanımız da konuşsun, kimse yadırgamasın, yok muhtıra yok bilmem ne diye de yorumlanmasın. Kimse kusura bakmasın. Konu; ülkenin bölünmez bütünlüğü demokrasi ve laiklik ise bırakın konuşulsun… ve de konuşulduğu zaman da, her kim olursa olsun, konuşmalar, yorumlar partizanca davranılıp, Demokrasi-Parlamenter sistem arkasına sığınılmasın. Demokrasi zırhına bürünüp medya önünde Silahlı Kuvvetlerin en üst makamı hakkında da tartışmalara açık beyanatlar verilmesin “Genelkurmay bana bağlıdır” diyerek. Bu bağlantıyı en küçüğünden en büyüğüne kadar Komutanlar da biliyor, bizler de…

Bu tip beyanların yerine karşılıklı görüşmelerde (istişarelerle) uygun, yer ve zamanda, problem varsa; çözümleneceğini hükümetin en yetkili kişi ve devlet büyüklerimiz bizlerden çok daha iyi bilir ve değerlendirirler.

Özet olarak; TERÖR’ün önlenmesinde: Her zaman her yerde geçerli olan, toplumun sağlıklı bir şekilde eğitimi gereklidir. Dolayısıyla Eğitimli-Kültürlü bir toplumun Ekonomik yükseltisi için de hükümetçe partiler üstü müşterek çalışmanın yapılması da elzemdir. Bu çalışmalar içerisinde ikametgâh zorunluluğu, bildirimi ve kontrolünün yerleşim merkezlerinde çok ciddi şekilde uygulanması ve teyidi muhtarlıklarla Emniyet teşkilatının koordineli yürütmesinde, kontrol bakımından terörü önleyici çok büyük faydalar sağlayacaktır.

Saygılarımla.

 
Gelecek gençlerin PDF Yazdır E-posta
Gelecek gençlerin

Büyük önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK, “Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir” sözüyle gençliğe ve öğretmene verdiği önemi vurgulamıştır. Eğitimin önemi ve geleceğimiz olan gençliğin iyi yönde yetişmesi gerekir.

Fakat günümüzde Türk gençliğinin bilgiyi ne kadar üretip yaydığı konusu da tartışılır. En başta kendisine olmak üzere ailesine, topluma ve ülkesine bir şeyler üretip katkıda bulunan gençlerin sayısı da gittikçe azalmaktadır.

Çünkü kendimizi geliştiren kurslara katılıp, kitap okuyarak, tiyatroya giderek bir şeyler üretmemiz gerekir. Ne yazık ki şimdiki gençler zamanını internette oyun oynayarak ve televizyonda magazin programı izleyerek harcıyor. Oysaki yapılacak o kadar çok iş var ki! Bunlardan en önemlisi topluma ve ülkemize hayırlı birey olmak üzere eğitim için çaba göstermek.

Anadolu’da bir yığın çocuk okumak için zorluklar içinde mücadele ediyor. Eğitim için ellerinden tutacak bir ışık bekliyorken, okuma fırsatı olanlar ise, bunu tepiyor. Yada aile baskısı nedeniyle istemedikleri bölümü okuyorlar. Çocuklarının kendisinin istediği meslek alanında okuma şansı olmuyor. Çevresinde gördüğü öğretmenlik ve polis gibi mesleklere aileleri yönlendiriyor. Bunun amacı ise belli bir maaş alıp geçimleri sağlansın diye. Ancak İstanbul gibi büyük metropol şehirlerde yaşayan ve eğitim alan  biz gençler daha şanslıyız. Bu şansı kullanıp kendi istediğimiz meslekte başarılı olup, ülkemize hizmet etmeliyiz.   

Biz gençlerin gelecek elinde ise, en başta aileler çocuklarının eğitimi için her türlü fedakarlığı yapmalı; bizler ise ailelerimize örnek olup gurur duydurmalıyız.

Büyük önder Atatürk’ün “Eğitimdir ki bir ulusu ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek, bir toplum halinde yaşatır.  Ya da bir ulusu esaret ve sefalete terk eder” sözünü dikkate alarak yazıma son verirken, ailelerimize gururu yaşatmalıyız. Başarılı bir gençlik için bazı fedakarlıklara katlansak bile, bunun ürününü ömür boyu alırız. Haydi genç arkadaşlarım güzel bir gelecek için, iyi bir eğitim ve iyi bir sosyal yaşantınızla ülkemizin örnek başarılı gençleri olalım.

Her zaman genç kalın. Görüşmek üzere hoşçakalın. Sevgilerimle  

 
KAZIN AYAĞI ÖYLEMİ?.. PDF Yazdır E-posta

ImageSiz “ KAZ DAĞLARINI ” hiç duydunuz mu ? Medyada altın arayıcıları ve siyanür haberleri yayınlanmasaydı, belki de çoğumuz Kaz Dağlarından bihaberdik. Bizim haberimiz yoktu ama, elin oğlu binlerce kilometre öteden  bizim dağları keşfetmiş, birde incelemiş ve Kaz Dağları için, çevrebilimciyle bu alanın uzmanları arasında çok kullanılan Fransızca kökenli o müthiş kelimeyi söylemiş.

“ ENDEMİK ”  anlamı ? Belli bir coğrafya’ya özgü veya sadece bu coğrafi bölgeye özgü, bölgede varlık gösterebilen, canlı veya bitki türü anlamına geliyor. Kaz Dağlarında üst tabakada 600 – 700 rakamları arasında kızılçam hakim, üst rakamlarında Karaçam, Kayın, Köknar, esas ağaç türleri arasında Kestane, Meşe, Kızılağaç, Çınar ağaçları bulunuyor. Alt tabakada ise, Sistus ( laden ) Erikör, Karaçalı, Böğürtlen, Sarmaşık bitkileri ile, Kekik, Adaçayı, Sumak gibi tıbbi bitkiler bu dağlardan bir kaynak gibi fışkırmakta.

İşte bu yüzden KAZ DAĞLARI, Türkiye için altından çok daha değerli denilebilecek bir zengin bitki örtüsüne sahip. Zira bölgede 900 farklı bitki çeşidi yaşamaktadır. Son beş yılın bilimsel araştırmaları da, Kaz Dağlarında hala keşfedilmemiş ve tüm Dünyada bir örneği daha bulunmayan, bitkilerin var olduğunu göstermektedir. Hatta şu anda Kaz Dağlarında dünyada hiç olmayan tam 6 adet yeni bitki türü keşfedilmiş, ve bilim adamları tarafından belgelenmiş durumda.

Birçok bilim adamları tarafından bu nadir bitkilerin ve türlerinin tehlike kategorileri ile, koruma önerilerini ortaya koymuş durumdadır.

Hal böyleyken, elin adamı geliyor, elini kolunu sallaya sallaya, arama tarama izni alıyor, ve Dünyada bir eşi olmayan bitki türlerimizi, doğamızı Kaz Dağlarımızı altın uğruna yok etmeye çalışıyor.

Şimdi size altın ve siyanürle ilgili bir bilimsel araştırma dipnotu sunacağım.

Kaz Dağlarında 1gram altın için, 1 ton toprak kazılacak, çıkarılan altının % 2 si kadar devlete vergi ödenecek, geriye siyanüre bulanmış toprak,tahrip edilip yok olmuş bir doğa mirası kalacak, ve toprağa karışan siyanür yüzyıl boyunca doğadan temizlenemeyeceği gibi, hiçbir bitki örtüsü de, siyanürlü zehirli topraklarda yetişmeyecek. Dahası da, insanlar siyanür kokan zehirli bir havayı teneffüs edecek. Bumudur acaba, çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakmak?      

O Dağlar bizimdir. Atalarımız bir karış kuru toprak için, (Vatan Toprağı) can vermişler. Şimdi ülkemizin evrenselliğe sahip en değerli dağlarının, Kaz Dağlarının ağaçları kesiliyor, ormanı açılıyor, içi oyuluyor, altı üstüne getiriliyor ve siyanürle zehirleniyor.

Bu evrensel üne sahip, Kaz Dağlarımızın yok edilmesinde, kimlerin imzası var acaba, onlar bu bilgilere haiz değil mi ?        

Hepimizin öyle veya böyle bir tahsil hayatı var. Kimimiz liselerden, kimimiz üniversitelerden, kimimiz akademilerden diploma aldık, okuduk. Ve memleketimizde ne var ne yok öğrendik.

Kaz Dağları hakkında bildiklerimiz nelerdir? Ne biliyoruz bu nadide dağımız hakkında. Milli park, oksijen deposu, orman v.s. Bütün dünyada sadece burada yetişen 21 çeşit bitki türü, şelaleler, Edremit Körfezi manzarası v.s. Kaz Dağlarında sadece kaz yokmuş, porsuk ve sincapta varmış. Hatta bazı bilgilere göre 250 adette ayı varmış.

Ayıyı, porsuğu, sincabı biliyoruz da, altını niye bilmiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı her yıl yayınladığı kitaplarda niye, çocuklar burada altın da var demedi ? Ben demediğini biliyorum. Çünkü altın olduğunu okuduğumu hiç hatırlamıyorum. Peki Milli Eğitim Bakanlığı demedi de, Enerji Bakanlığı, Mühendisler, Profesörlerde mi? Demedi.

Ama bir bakıyoruz elin adamı, ta Avrupa’dan geliyor, madeni buluyor, Ankara da  ihaleye çıkartıyor. Issız dağ taş kabul edildiği için, komik rakamlara kiralanıyor, başlıyorlar kazmaya bizim haberimiz yok. Yazık değil mi  bize, yazık değil mi ülkemize, ülkemiz değerlerine….

Uyuyan sadece yukarıda saydıklarım değil. Bu madeni kazan şirket, o madenin bulunduğu araziyi, çok önemli bir holdingimizden kiraladı. Araziyi kiraya veren holdingimiz, kendi arazisinde çok önemli maden olduğunu,kiraya verdikten sonra, altın çıktıktan sonra mı, fark etti.                                            

Uyanalım artık, yabancı profesörler ülkemizde cirit atıyor. Karadenizi bile çaktırmadan delik deşik ediyorlar, kimse soruyor mu? kimsin sen ne arıyorsun arkadaş dur bakalım birde biz bakalım şuraya deniyor mu?

Hep en son biz öğrenmemeliyiz. Ülkemizi, toprağımızı, değerlerimizi herkesten önce biz bilmeliyiz. Biz tanımalıyız. Vatan topraklarındaki ekonomik değerleri, çevre değerlerini, evrensel değerleri yabancılardan daha önce, başkalarından daha çok öğrenmeliyiz. Çok geç olmadan.

Ve Kaz Dağlarında iki kazı güdemeyenlere öğretmeliyiz “ Kazın ayağının  öyle olmadığını ” Tüm yetkililere, ülkemin tüm insanlarına saygılarımla.    

 
ÇARESİZ DEĞİLSİNİZ ÇARE SİZSİNİZ BAŞKANIM PDF Yazdır E-posta

ImageHangi meslek olursa olsun;   Her meslekten emekli olan insanların, yaşam süresince edindiği birikimlerini paylaşacağı kişiler vardır. Bu kişilerin emeklilik dönemindeki; uğraşlarını, görüşlerini, hobilerini de aktarmasını normal karşılamak gerekmez mi?

 

Yukarıda bahse konu olan kişilerden birisi de emekli bir asker olarak karşınızda…

 

Dolayısıyla; “İNSANLARIN YAPTIĞI HER ŞEY AMAÇLARININ İFADESİDİR.” (H. HICK) felsefesiyle bu satırlarımı bir karalama değil BAKIRKÖY’ün güzelliklerini, yerel yönetim BELEDİYEMİZCE yapılanları, yapılması gerekli icraatları ve Belediye Başkanlığının planlamalarını BAKIRKÖY’lü olarak hepimizin ağzından dile getirmek istedim.

 

Bilmeden yazmak, görmeden yol almaya benzer ki, bir yerde düştüğünüzde gözünüz açılsa da fayda etmez… Onun için görüp, görüşüp detaylı bilgilerle donandıktan sonra doğruyu da yanlışı da yazmak bize düşer. Düzeltmek de; yanlışını kabul etme erdemliğini gösterecek kişi ve kurumlara… Yanlışı nerde keserseniz doğruyu o an orda bulacağımızı unutmayalım...

 

BAKIRKÖY’ÜMÜZÜN tarafsız siyasi gazetesi olarak Belediye Başkanımız Sayın Ateş ÜNALERZEN’İ ziyaretine gittiğimizde; BAKIRKÖY’DE Geri Dönüş Yok insan odaklı üretilen projeleri büyük bir dikkatle zevkle ve memnuniyetle dinledik. Öyle ki, Yerel yönetimler olarak TÜRKİYE’MİZDE bütün Belediyelerin örnek alması ve de uygulaması gereken KENT KONSEYİ çalışmalarını herkesin de bilmesini arzuluyorum.

 

BAKIRKÖY’ÜN 21. yüzyıldaki vizyonunu belirlemek için proje ve eylem planlarını geliştirmek amacıyla; BAKIRKÖY Belediye Meclisinin 09.06.2005 tarih ve 99 sayılı kararı ile (Resmi gazetelerde yayınlanan Bakanlar kurulu kararları ile yasal dayanaklara istinaden) KENT KONSEYİ kurulmuştur.

 

BAKIRKÖY KENT KONSEYİ, yerel yönetimlerde karar alım süreçlerine halkın katılımını sağlamak, Bakırköy ilçe sınırları içersindeki sürdürülebilir kalkınmayı, demokratik katılımcılığı ve ortaklaşa çözümü gerçekleştirmek için kurulduğunu Belediye Başkanımız Sayın Ateş ÜNALERZEN’den öğreniyoruz. (Keşke belirlenen vizyonu Türkiye menfaatlerine aykırı maden arama faaliyetlerine karşı Kaz dağlarında da altın aramaya engel olmak ve yöreye zararı bakımından. diğer yerel yönetimler de örnek kararlar alabilse…)

 KENT KONSEYİ, belirlenen amaçlar doğrultusunda hedeflerini gerçekleştirirken yurttaş ve birey kimliğinin (her kim olursa olsun) önüne hiçbir sıfat getirmeksizin tüm kentlilerin eşit birer birey olduğunu kabul eder ve evrensel insan hakları beyannamesini bulan mutlak eşitliği esas alması ilkelerinin ne kadar takdire şayan ve memnuniyet verici olduğunu yazmaya söylemeye gerek var mı? …

Olası bir afette; deprem, yangın, büyük kazalar vs. de zarar gören mahallerde insan faktörü ön plana alınarak, insanına sahip çıkan Bakırköy Belediyesi yerel yönetim ve belediye çalışmaları olarak örnek alınabilecek bir belediyedir.

 

2037 gazetecinin oy kullandığı değerlendirmede; Belediye Başkanımız Sayın Ateş ÜNALERZEN’in yılın örnek belediye başkanları arasında (Türkiye’deki 3226 Başkan içinde) ödüle layık görülmesi Bakırköylüye sahip çıkılmasının teminatı, adeta tescili olarak kabul edilebilir.

 

28.11.2007 tarihi KENT KONSEYİ Genel Kurul toplantısındaki Genel amaçlar:

 

a) Kent halkının evrensel değerler ışığında, çevresel, toplumsal, kültürel, sosyal, tarihsel ihtiyaçlarına uygun değişim ve gelişimini sağlayan kısa, orta ve uzun dönem projelerinin hazırlanmasına öncülük etmek, öneriler sunmak, sunulan önerilerin geliştirilmesinde katkıda bulunmak 

 

b) Bakırköy’de yurttaş duyarlılığını geliştirmek, katılımcı demokrasi kültürünü yaygınlaştırmak ve yerleştirmek, çevresiyle uyumunu ve yaşam kalitesini arttıracak öneri ve çalışmalar için elverişli zemini hazırlamak,

 

c) Kente ait kültür değerlerinin tespiti ve korunması için ilgili kişi, kurum ve kuruluşlarla çalışmalar yapmak, tarihi ve kültürel mirası kent halkına kazandırmak konusunda her türlü girişimde bulunmak,

 

d) Sivil toplum kuruluşları ile birlikte kent yaşamına katkı sağlayan projeler oluşturmasına destek vermek ve çalışma grupları kurarak katkıda bulunmak,

 

e) Kent sakinlerinin birbirleri ve yönetimlerle olan ilişkilerini sevgi, saygı, anlayış ve işbirliğine dönüştürmek, Bakırköy’de yaşayan insanları, kentlerine sahip çıkan duyarlı bireyler olmaları yönünde teşvik etmek, kamu hukuku ve kamu kültürü duyarlılığını arttırmak.

 

Gittik, gördük ve yazdık. Yazmaya ve görüşleri bildirmeye devam…

 

Teşekkürler Sayın Başkanım. Size ve ekibinize başarılar ve devamını diliyoruz.

 

Eğrisiyle! Doğrusuyla! MEVZİ de buluşmak üzere…

 

Saygılarımla sevgiyle kalın BAKIRKÖY’LÜLER….

 NOT: Suudi Arabistan prensinin jandarmalara verdiği, vermek istediği parayı iade eden askerimizi subayımızı (Birlik Komutanı Jandarma Binbaşı Ergün CEBECİ’Yİ ve maiyetini kutluyor yanaklarından öpüyoruz.)

Aksi olsaydı TV’ler Medya haftalarca oynardı bu konuyu!... Niçin güzeli iyiyi görmüyoruz? Niçin niçin…

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 46 - 50 Toplam: 59