YAZARLAR
TAHSİN ATAİZİ
Şehitlerimiz - Gazilerimiz | Şehitlerimiz - Gazilerimiz |
|
|
|
Millet olarak Ulusça, terör olayları sonucunda kaybettiğimiz genç fidanlarımız evlatlarımızın MEHMETCİKLERİMİZİN acısı yüreğimizde. Bu acının, ateşin düştüğü yeri daha derin izler bırakarak yaktığı tartışılmaz.Ulus olarak bu acıyı yurdun ( güneyi - kuzeyi, doğusu – batısı) her tarafında paylaşmaya çalıştık, çalışıyoruz. Ne yazık ki gidenler gelmiyor.Şehitlerimize rahmet ailelerine başsağlığı ve sabırlar dilerken, hudut görevine şark hizmeti dolayısıyla 3. kez giden (şarka gitmek istemeyen genç, doktor, öğretmen, bürokrat vs kamu görevlilerinin dikkatine arz olarak sunulur) genç arkadaşlarımızdan Yarbay İsmet ZEREN’in “ŞEHİT KİMDİR” tarif ve yorumlarını o acıyı bizzat çeken silah arkadaşımızın yüreği hançerisinden çıkan (bize sevgi ve saygılarıyla) gönderdiği ifadelerini köşemize taşıdım. Bu vesile ile komutanlarım ve tüm silah arkadaşlarıma görevinde başarılarının devamını diler sevgi ve saygılarımı sunarım.
ŞEHİT KİMDİR?
Bebeğini sevmeden, ona isim veremeden bu kutsal toprağın kara bağrına düşen fidanlardır. Kanıyla al bayrağını, canıyla, aziz vatan toprağını yaratanlardır. Şehit olmak ülküsüyle savaşan, elinde sancağıyla o mertebeye ulaşmak için en önde koşanlardır. Hücumdan yılmayan, korku nedir bilmeyen, kurşun yaraları gül kokan hürriyete sevdalı, istiklale hülyalı olanlardır. Ölümün üstüne bilerek, merminin üstüne gülerek gidenlerdir. Tüfeğine yar mezarına bahar diyenlerdir. Esareti ihanet, kelepçeyi cinayet kabul edenlerdir. Kendisi cihan öyküsü destandır. Mermi yarasını gizleyen, hücum narasını özleyenlerdir. Ekmek torbasında 2 metre bez ve bir kalıp sabundan başka bir şey bulunmayanlardır. Arkadaşı şehit düştüğünde ben olamadım diye için için ağlayandır. Ruhunu imanı ile aklayan, bedenini milletine saklayanlardır. Barışta Furkan, savaşta volkandır. Şahadeti şerbet bu dünyayı gurbet sayanlardır. Şehit olup Tanrı’ya kavuştuğunda tekrar şehit olmak için bu dünyaya dönmeyi dileyenlerdir. Hayini tüfekle değil imanıyla yıkanlardır. Ölmekten değil unutulmaktan korkanlardır. Bu dünyaya gelişleri herkes gibi olan, ama bu dünyadan gidişleri hiç kimse gibi olmayanlardır. Bu milletin, bu devletin istikbalinin kararmaması için kendi istikbalini karartanlardır. Yanan yürekleriyle bize ne kadar acı söz söylerlerse söylesinler “ elleri öpülecek anaların, babaların günahsız evlatlarıdır. ”İsimleri yad edildikçe ruhları şad olan. Ruhları şad oldukça isimleri abad olan, isimleri anıldıkça ruhları bayraklaşan, ruhları bayraklaştıkça isimleri anıtlaşan, cesur yürekleri ve kahramanlıkları ile ezelden ebede koşan önce kurşunla sonra tanrıyla buluşan yiğitlerdir. Tanrıya kavuşurken; göz bebeklerindeki ışık yıldızlar kadar parlak; bakışlarındaki sıcaklık güneş kadar yakıcı; car verişlerindeki gurur ulu çınarlar kadar heybetli; son sözleri ve vasiyetleri hadisler kadar iman yüklü ve manidar; naaşları kardelen çiçekleri kadar masum ve muhteşem; mezarları en isyankar yürekleri sakinleştirecek kadar huzur verici, bu dünyadan şan ve şerefle ayrılmış en şanslı ve en bahtiyar fanilerdir. Bize bugünleri yaşatan Atatürk’ümüzü şehit ve gazilerimizi şükranla anar CUMHURİYETİMİZİN 84. Yıldönümünü kutlar, şehitlerimizi yad ederken gazilerimizi de unutmamak gerekir. Dolayısıyla Yarbay İsmet Zeren’in duygularıyla kaleminden; GAZİ KİMDİR?...GAZİ KİMDİR? Kaybedilen kol bacak, kazanılan hür toprak! Kaybedilen el ayak, kazanılan al bayrak! Kaybedilen göz kulak, kazanılan ak şafak Gazi derler onlara… İyi tanı! İyi bak! Onlar şehitlerin şahitleridir. Onlar şehitlerin unutulmamak için Türk milletine bıraktıkları en şerefli emanettir… Onlar muzaffer Türk ordularının zafer nişanesidir… Gazi yaşayan mazidir… Gazilerini silen milletlerin, tarih de mazilerin siler… Şehitler destanı yazmakla, gaziler destanı yaşatmakla görevlidir… Onların kaybettikleri her uzuv, Türkiye’nin aydınlık geleceğine atılmış çelikten bir köprüdür. Türk oğlunun tanrıdan ilk dileği gazi gibi yaşamak, son dileği şehit gibi ölmektir. Şehitlik bir insanın tanrı katında ulaşacağı en yüksek makam, gazilik bir insanın bu dünyada alabileceği en onurlu ve en yüksek rütbedir… Gazilerin vücudundaki her şarapnel parçası Türk milletinin onurunun bir parçası, her mermi çekirdeği bu milletin milli birliğinin mayasının çekirdeği, kesilen her organ yükselen milli ülkünün en haysiyetli işaretidir… Gazilerin yüzüne baktığında; Türk bayrağını görmeyen, gazilerin gözlerine baktığında bu cennet Türkiye’yi düşünmeyen ve eksilen her uzuva baktığında yüreği kabarmayanların ben Türk’üm demeye hakkı yoktur. Şehidin gaziden tek farkı üzerine örtülen ay yıldızlı kefendir. O kefen gazinin yüreğindedir. Gazinin mermi yarası vatan sevgisinin darasıdır. Yara gazide güzel, onuru Türk milletine özeldir. Gazi sırtta değil yürekte taşınmak ve elde değil gönülde alkışlanmak ister. Yaraları, gazilerin yaşadıkça onur madalyası, öldükten sonra Türk milletinin gurur mirasıdır. Mektubunda bizleri duygu seline sürükledin. Teşekkürler İsmet Yarbay’ım… Saygılarımla Yorumlar (0)
![]() Yorum Yaz
Copyright 2007. All Rights Reserved. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|