BAKIRKÖY EKSPRES - BAKIRKÖY'ÜN TARAFSIZ GAZETESİ

  • Giriş
  • KAYIT OL
    Kayıt
    Yıldız ile (*) işaretli alanları doldurmak zorunludur.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    E-posta: *
    Parola: *
    Parola Tekrar: *
  • ARAMA YAP
YAZI BOYUTU
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow YAZARLAR arrow TAHSİN ATAİZİ arrow GAZETE ve GAZETECi "İDEALİST MİLLî ENAYİLER?.."
GAZETE ve GAZETECi "İDEALİST MİLLî ENAYİLER?.." PDF Yazdır E-posta

ImageBelli bir birikim sahibi her okuryazar gazetede yazabilir ama GAZETECİ olur mu? Gazete, aç karnına fırın önünde ekmek kuyruğunda insanoğlunu bekleten bir nesnedir adeta, dünyayı ve günlük olayları takip eden tiryakiler için…

Tabii ki; haberler taze, yorumları çarpıcı, göze hoş, gözü doyuran, okunduktan sonra paket sarmak için kullanılacak tarzda hazırlanmadıysa…

iddialı ve güzel bir gazete olmanın birinci şartı; tarafsızlık ilkesinde dürüst kişilerin sahip olabileceği, kalemleri kiralık, düşünceleri satılık, takiyyeci olmayan, gerçek tirajıyla ve okur sayısıyla doğru orantılıdır diye fikir yürütsem abartmış olmam herhalde.

GAZETECİ, gerek siyaset arenasında görünen olayları, dönen dolapları, gerekse toplumsal olayları haber yapmaya, yorum getirmeye çalışan toplumu yönlendirici, aydınlatıcı, meslektaşları ile zeki ve dürüst bir şekilde yarışan kendisini topluma adamış, meslek ilkesini hakkıyla yerine getiren topluma ivme kazandıran sektörel bir kuvvettir diye özellik ve güzelliklerini eklersem bu meslekte özdeşleşmiş olanlara az bile…derim.

GAZETECi: gazetesine, sağa sola uçuşarak malzeme konu haber arayan adeta kuş gibi, balık avına çıkan, zaman gelip eli boş dönüp kaderine küsen balıkçı, haydi rastgele diyerek ava çıkan avcı misali, haber belge bilgi toplamak ister, tesir sahasına alabildiği tiryakileri, okurları için… Buldukları onun için bir azık bir yemdir. Ancak bu yemi ararken asfalta son sürat giden otomobil gibi değil. Zaman gelir yoluna taş konur, yem ararken gem bile vurabilir. Hatta TCK 301 ve basın kanununa göre, birikimlerini belgelerle, düşündüklerini de birilerine dokunarak belirtmek zorunda kaldıysa: istikamet(!) girişi kolay, çıkışı zaman alan demir parmaklıklı koğuşa… sonrası Allah kurtarsın! Dünyada 21.yüzyılın düşünce özgürlüğünde örneğin; “Bir kediyi yumağa doladın” diye düşün düşün…b.kdur(işin) Mahkeme koridorlarında. Vereceğin savunmayı mı? Ödeyeceğin tazminatı mı? Düşünmek, olayı yaşayanlar için kolay olamasa gerek…

Bu satırlarımı yazarken; ne karaladığını bilmeyen 5 yaşındaki F.B.’li torunum CAN da bana özenmiş olacak ki; çalışma masamın kenarına ilişip, yazdıklarıma bakıp, okuma yazma bilmemesine rağmen bir şeyler karalıyor defterine. O da kendince bir şeyler yazıyor güya. Ne yazdığını ben de bilemiyorum. Zira anlaşılmaz kargacık burgacık karalamalar ve şekiller… Eminim ki ifade edemeyip yazamadıkları onun hayal dünyası kadar çocuksu pırıl pırıl tertemiz ifadeler var diyorum o karalamalarda…

Benim yazdıklarıma gelince; yoruma açık, kimine göre saçma sapan berbat şeyler… ve de yorumsuz olarak özetliyorum bu kadar kelime çokluğundan üretilen cümlelerimi.

Sonuçta, itiraf etmem gerekirse; “BEN GAZETECi DE⁄iLiM” diyerek, torunum kadar olmasa bile, ben de bir şeyler ifade etmeye çabalıyorum okurlarıma…

Ancak, bir gerçeği tekrar hatırlatmak istiyorum. “Herkes gazeteci olamaz ama herhangi bir gazetede yazabilir.” Hele hele, kişinin yazdığı yerel gazete KARTALLARIN-AKBABALARIN medyasında muhitinde sesini ancak duyurabilen çırpınan GÜVERCiN gibiyse… Kim duyar sesimizi, kanat çırpınışlarımızı? Yaz Allah yaz… Nasılsa okuryazarlığın var ya, yazarsın elbette…

Sayın Hıncal ULUÇ’un Sabah gazetesindeki köşesinde fiARKÖY’de yerel gazete çıkaran gazeteci Sayın Yakup ÖNAL’a ve yerel gazetecilere genelleme yaparak, yazdıklarından aşağıdaki alıntıyı okuyucularıma da aktarmak istiyorum.

“Yerel bir gazete çıkarmanın nasıl bir zahmet, yük, risk olduğunu bilen bilir… Bir yığın iDEALiST MiLLî ENAYi’ dir bu işle uğraşanlar…” Teşbihte hata olmaz derler… Bu benzetme benim hoşuma gitti. Diğer yerel gazeteciler de alınmasın (i.M.E.) sıfatı bizlere layık görülüyorsa… Zira; Akıllı geçinip “Devletin malı deniz yemeyen domuz”, diyenlerin üçkağıtçı, uyanık, kapkapçı, terörist, hırsız, vergi kaçıran bir o kadar sahtekar, görünümü güzel içi ve dışı hepimizi yakanların yanında ömrümüzün sonuna kadar iDEALiST MiLLi ENAYi (i.M.E.) sıfatı ile yaşamak ve anılmak isterim. Sizler istemez misiniz?

“insanlar ölür ama ideallerine göre yaşamadılarsa, zaten doğmamışlardır, yaşamamışlardır.

Evet hem GAZETECi hem de idealist olmak kolay değil. Zira, her eline kalemi alan gazeteci, eline fırça ve tuval alan ressam, eline bir enstrüman alan müzisyen, sahneye her çıkan da sanatçı olsaydı ben de gazeteci olurdum o zaman.

Nasıl ki; “Her Türk asker doğar” misali olsa da, her asker elbisesi giyen de ASKER olur diyebilir miyim? Kesinlikle hayır. Evet bu satırların kalemin sahibi (emekli ASKER) iki satır karaladım diye ben de kendime GAZETECi diyebilir miyim? Kesinlikle HAYIR. Bu “hayır” cevabım; sevgili Avukat bacanağım ismail’e. Neden mi? Tavla maçlarımızda zar gelmediği zaman sinirlenip, (iki çift lafıma karşılık) “Başımıza GAZETECi kesildin be bacanak” demez mi?.. işte o zaman, (iki mars bir oyun) galibiyetlerimin tadı da tuzu da kalmıyor, lâyık olmadığım (o güzel mesleğin) GAZETECi sıfatını yakıştırdığı için…

Onu yatıştırmak ve kızdığında hakkım olmayan sıfatlar beni yıkmasın diye de tavlada müteakip partiler de ben yıkılıyorum… (Nasıl mı? Açıklarsam ayıp olur şike derler sonra…)

Kalemi satılık olmayan, bu mesleğin duayenlerini, kalemlerini kılıçtan keskin, mermiden daha delici ve sonsuza dek tesirli, tüm bağımsız tarafsız gazetecileri beni meslektaş saymasalar bile selâmlıyor saygılarımı sunuyorum.

Ancak “Madem gazeteci değilsin neden sen de bir gazete köşesinde adeta köşe kaparcasına karalamalar yapıyorsun?” derseniz; sözüm yok kimseye. Ben bu köşede misafir olarak kabul edildim, gazeteci olarak değil. Bana ayrılan köşe(m)de, gönlüm kadar geniş. Dolayısıyla; tüm okurlarımı da misafir edebilirim. Hepinizi eleştiri ve yorumlarınızla köşeme bekliyorum… ( Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır )

Saygılarımla,

NOT: (iMF) değil, (iME)

Yazıdaki iME kısaltmamız göz alışkanlığı ile iMF olarak algılanmasın. Zira bağımlılık getiren özgürlüğü çaktırmadan alan, milleti borca gömen, “Borç yiğidin kamçısıdır.” diyerek kandıran asla iMF değil iME’ dir yeğlediğim. Sözün özü; yerel gazete çalışanları olarak bir yığın (iME) idealist Millî Enayi olarak hizmetinizdeyiz.

“Biz bilinmeyen olabiliriz. Bizi kimse de bilmek zorunda değil. Ancak biz gazetemiz ile sadece doğruları yazmak adına yola çıktık” diyen Sayın Büşah GENÇER’e “Doğru söze ne denir?” diyerek, deyişlerine bende katılıyorum.

  

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

Copyright 2007. All Rights Reserved.
busy
 
< Önceki   Sonraki >