YAZARLAR
TAHSİN ATAİZİ
Şehitler ölmez vatan bölünmez | Şehitler ölmez vatan bölünmez |
|
|
|
|
“SÖZ KONUSU VATAN İSE GERİSİ
TEFERRUATTIR” Atatürk Elbette hepimizin acısı çok büyük. Ancak “AĞLARSA ANAM AĞLAR” GERİSİ DE YALAN AĞLAMAZ ama; aslında yaşamın gerçeği ANA yüreğinin çektiği acı ve ızdırabını ancak ANALAR çok daha iyi anlar hisseder ve acıyla yaşar kendinden kopan bir parçanın acısıyla. Şehitlerime Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar diler, ülkemizin savunması bölünmez bütünlüğü için oğullarını yetiştirip (vatan hizmetine) askere gönderen şehitlerimizin ANNE ve BABALARININ ellerinden öperiz. Bu vesileyle Milliyet Gazetesi köşe yazarı Sayın Cemal ERSEN’in ‘Başkent Kulisi’ köşesinden ‘Kuralına Uygun’ başlıklı yazısını aynen aktarıyorum: “Belli ki minareyi çalan kılıfını da hazırlıyor. Ama açıkçası yadırgıyorum. Bakıyorsunuz, ligin devre arasında askerlik sorunu nedeniyle Yunanistan’a transfer olan Tümer Metin, Fenerbahçe antrenmanında. Neden? Avrupa Şampiyonası öncesi Milli Takım için hazır olmalıymış. Her şey kitabına uygun, kim ne diyebilir ki? 20 yaşını dolduran Mehmet de üniversiteye giremedi diye karavana başına! Fikrimi söyleyeyim, savaşa da karşıyım, savaşın getirdiği acıların yaşanmasına da. İsteyen gitsin, istemeyen istediği yere gitsin. Ancak askerlik konusunda böyle bir düzenlemeniz yoksa, vicdanlar bu tablo karşısında rahatsız oluyor. İnsanlar niçin sınıflandırıldıklarını sorguluyor. Ve malesef yanıt bulamıyor! Can sıkıcı olan, bugün “sporculuk hayatımın en verimli dönemindeyim” gerekçesine sığınanların, yarın bir başka sebeple ayrıcalıklı yaşamlarını sürdürmeye devam edecek olmaları.” Bu düşüncelere saygı duymamak elde değil… Evet 20 yaşında askerlik çağına erişen MEHMETLERİM üniversiteye giremeyince “uygun adım marş! Doğru ASKERE... Nöbete...” Ama şartlarını, kendine ve kuralına uygun olarak hazırlayan, tabiri caizse; Minareyi çalıp kılıfına uyduranlar, yurtdışında paravan şirketlerde kendisini çalışır gibi gösterip belgelendiren ikametini belli bir süre çalıştığı yerde gösterenler ise, kısa dönem askerlik yapanlar kurallar böyle çalıştığı için birşey söylemek haddim değil. Yalnız bu işin vicdanı muhasebesini, kuralları koyanlara ve bu kurallara göre askerlik yapanlara bırakıyorum. Öyle ki tıpkı futbolunu en verimli çağında devam ettirip istikbalini düşünen sporcusuyla, işini en dinç, en verimli çağında kurmuş küçük esnaf sanayici iş adamı dahil şartların eşit olarak uygulatılması inancındayım. Yoksa işini kurmak üzere olanla, üniversiteyi tek dersten vs. den kazanamayan kaybedenin de tanınmış futbolculara tanınan haklardan istifade etmesi de söz konusu olur. ”Ancak söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.” Aksi takdirde K. Atatürk’ümüzün veciz ifadesine hepimiz ters düşeriz... Kısa dönem askerlik hizmetini yapanları asla kınamıyorum. Döviz ve işgücü kazandırdığı da düşünülse dahi kural eşitsizliği ve uygulama sonucu döviz getirenler dünyalar bağışlasalar bir şehidimizi geri getiremezler. O halde savunduğum; fırsat eşitliği- eşitsizliğinin yorumlanmasıdır ki bu uygulamayı da Meclis ve Genel Kurmay’ın bundan sonra alacağı ortak kararlarında, bu konuların mutlaka özümlenerek, çözümlerin ülkemiz menfaatlerine ve Kamu vicdanına göre hareket edileceğinden asla şüphem yoktur. Kısa dönem askerlikte konu sadece döviz girdisi olarak düşünülürse koşullar dolayısıyla aynı imkanlara sahip olamayıp ta normal askerlik yaşında askere nöbete giden MEHMETLERimizin ŞEHİT olup nöbetinden ana kucağına dönemediğini bir düşünürsek uygulamaların vicdani muhasebesini çok daha iyi yapmış oluruz. Tahsin Ataizi Yorumlar (0)
![]() Yorum Yaz
Copyright 2007. All Rights Reserved. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|