BAKIRKÖY EKSPRES - BAKIRKÖY'ÜN TARAFSIZ GAZETESİ

  • Giriş
  • KAYIT OL
    Kayıt
    Yıldız ile (*) işaretli alanları doldurmak zorunludur.
    İsim: *
    Kullanıcı Adı: *
    E-posta: *
    Parola: *
    Parola Tekrar: *
  • ARAMA YAP
YAZI BOYUTU
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
ANASAYFA arrow Haberler arrow İSTANBUL arrow "Muhtarlık herkesin yapabileceği bir iş değildir"
"Muhtarlık herkesin yapabileceği bir iş değildir" PDF Yazdır E-posta

Cevizlik Mahalle Muhtarı Gönül Çavuşoğlu;  “Muhtarlık herkesin yapabileceği bir iş değildir”

Cevizlik Mahalle Muhtarı Gönül Çavuşoğlu yerel seçim öncesi şu açıklamaları yaptı; “29 Mart 2009 tarihinde yapılacak olan Yerel Seçimlerin ilginç bir yönü var. Her ne kadar Yerel Seçim adı verilse de aynı zamanda bir güç ve gövde gösterisi anlamı taşıması nedeniyle Genel Seçim havası soluklanmaktadır.

İktidardaki AKP bunun böyle olduğuna dair işaretler vermektedir. Başbakan ve Kabine üyeleri ile Parlamentodaki tüm AKP Milletvekilleri kendi bölgelerinde seçimlere destek vermek üzere dağılmışlar, kazanmak uğruna her türlü olanaklarını seferber etmişlerdir. Bu olanaklara iktidar olmanın avantajı ile seçim rüşveti sayılabilecek, buzdolabı, çamaşır makinesi vb. gibi sosyal yardımlar dahildir.

    Halbuki her bölgenin sorununun kendine göre olduğunu varsayarsak, yerel seçimlerdeki tercihler de bu sorunlara göre yapılacaktır. Halkçılık, yani toplumculuğun en mükemmel yeri, yerel yönetimlerdir. Yerel Yönetimler, siyasi partilerin hizmet aynasıdır.

    Son on beş yılda edinilen tecrübeye göre; yerel yönetimlerin çoğunun başında olan Sosyalist Halkçı Parti, seçmenler tarafından 1994’de parlamentodan silinmiş, onun mirasını devir alan CHP de 1989 seçimlerinde parlamentoya sokulmamıştır. Bu acı tecrübe CHP’ye silkinerek, yeniden toparlanma fırsatı vermiştir. 2002 seçimlerinde ise bu kez seçmen; DYP, MHP, DSP, ANAP,YTP gibi partileri parlamentoya sokmamıştır. Aynı acı tecrübeye tabi tutulan bu partilerden bir tek MHP dersini alabilmiş ve 2007’de tekrar TBMM’ye girebilmiştir. Diğerleri ise parti olarak varlık gösterememişlerdir. CHP bünyesine katılan DSP ise TBMM’ye girebilmesine rağmen gurup oluşturamamıştır.

Sosyal demokratların çekişmesi AKP’ye yarar
   
    Sosyal Demokratların kısır çekişmeleri, kendi aralarında parçalanma sonucunu yarattığından, gerek ülke yönetiminde ve gerekse yerel yönetimlerde söz sahibi olamamışlardır. Seçim sisteminin de verdiği avantaj sayesinde büyük çoğunluğu ele geçirebilen AKP ise, istediği gibi keyfî yönetimde bulunmaktadır.
    Önümüzdeki yerel seçimlerde de gene bu sosyal demokratların kısır çekişmesi oy kayıplarına sebebiyet verebilir. Bazen düşünüyorum. Ahmet Bahadırlı, DSP’ye Truva Atı olsun diye mi girdi acaba? İster A. Bahadırlı, ister Demokratik Sol aşkı olsun, DSP’ye verilecek oylar, CHP’nin kaybına, AKP’nin ise kazancına mı sebebiyet verecektir? İyice bir düşünmek lâzım.

Muhtarlık herkesin yapabileceği bir iş değildir

   
    Muhtarlar, seçimle gelmelerine rağmen diğer seçilenler gibi (Milletvekili, Bld. Bşk.) makamı ile orantılı gelirleri yoktur. Sembolik olarak 250 TL civarında bir maaşları vardır. Bir de miktarını İl Genel Meclisinin ayarlamış olduğu ikametgah, nüfus sureti gibi verdikleri belgelerden mühür parası alırlar. Son zamanlarda bu belgeleri de Nüfus İdarelerinin vereceği söyleniyor. Yani belge ücretleri de ortadan kalkıyormuş.
    Bunlara karşılık muhtarların hizmetleri sadece belge vermekle bitmez. Seçilmiş olmasına rağmen muhtarlar, devletin bütün teşkilâtının, mahalli ve mülkî idarenin, mahkemelerin, icra dairelerinin, bakanlıkların, genel müdürlüklerin, il özel idaresinin, polis karakollarının, seçim kurullarının ve kaymakamlığın yapamadıkları işlerin yapılması için “muhtar” emir kullarıdır. Muhtar’a tahsis edilmiş bina, müstahdem, araç, gereç yoktur. Bilgisayar kağıdını ve mürekkebini kendi alır. Elektrik, su, ısınma, telefon gibi giderleri  kendi karşılar, tahsisat verilmez. Muhtarlık binasının elektrik, su, ısınma, telefon giderleri indirimli tarifeye göre değildir.

    Kaymakamlıktan veya başka bir daireden telefon ederler. “Evrakınız var, gelin alın” denir. Halbuki bu yükümlülük o memuriyete aittir, bilirim ama karşımdakini incitmem.  “Siz birisi ile gönderin, muhtarlığı kapatamam” demem. Bir mahalle sakinimden rica ederim, seve seve gider alır gelir.    
    Muhtar, mahallesinin bütün girdi-çıktısını bilir. Hangi evde kimler, kaç kişi oturmaktadır, bilmek zorundadır. Elektrik lambalarının yanmasından, kanalizasyonun taşmasından, bozulmuş yollardan, rahatsızlık veren inşaatlardan, işyerlerinden, bar, pavyon, türkü evi vb. gibi yerlerde çıkan kavgalardan, gürültülü müzikten, kafelerde sigara ve alkol içebilecek talebelerden sorumludur. Daha doğrusu sorumlu olduğu varsayılır. Elbette bütün bunlar sorumlu olmayı gerektiren unsurlardır. Ancak bırakın muhtar olmayı, bunların sorumluluğu sade vatandaşın da omuzlarında olmalıdır. 

    Bizde bir alışkanlık vardır; şikayetini gerekli yere yapmaktan kaçınan insanlar, hemen muhtara koşarlar. “Böyle böyle bir durum var, siz bir telefonla hallediverin” denir. Şayet gerçekten telefonla veya münasip bir ziyaretle halledilecek durum ise, o iş yerine getirilir. Ancak daha ciddi konularda iş yazılı şikayete dönüştüğünde, vatandaş ne imzasını atar ne de adresini verir. “Aman beni karıştırmayın, ben size ilettim, bilginiz oldu” şeklinde cevaplar alırsınız. İşte böyle konularda ürkek vatandaşın talebini yerine getirmek zordur ve siz supleks gösterebilirseniz, belki şikâyeti gerektiren konu ortadan kalkar. Aksi takdirde, “Muhtar ilgilenmedi” olur.

    Aynı mahallede otuz yılı aşkın muhtarlığım nedeniyle kimin muhtaç olduğunu, kimin olmadığını bilirim. Kollarında bilezikleri, kuaförden yeni çıkmış röfleli saçları ile erzak yardımı isteyenleri dahi refüze etmem. Kavga eden karı-kocanın iç işlerini karıştırmadan münasip şekilde barıştırmasını bilirim. Mahallemin delikanlılarının üniversite burslarını, belediye, kaymakamlık veya diğer vakıflar aracılığı ile takip ederim. Buna karşılık sadece mahallemde değil, tüm Bakırköy’de de sevildiğimi bilmekteyim. Bir çok kişi, bana kadar gelip, seçimlerde kime nasıl oy kullanacağını soruyorsa, bu benim övünç kaynağım ve aldığım en büyük ücrettir.

    Kendi gazetem olan Köyümüz Gazetesinde 2004 yılına kadar “Merhaba” Başlığı altında makaleler yazdım. Aradan geçen 5 yıl yazma melekemi de almış ki, bu yazıyı yazmakta bayağı zorlandım. Gene de insanın yeniden okuyucuyla buluşma duygusunu taşımak bir başka şey doğrusu.”

 
< Önceki   Sonraki >