|
Çağımızın mucizevi icadı internete girdiğimizde kafamızda tereddüt uyandıran, konuşulduğu ve yazıldığında kavram kargaşası içinde anlaşılamayan anlatılmayan SOSYAL POLİTİKAYI açık ve net bir şekilde aşağıdaki açıklamayla görebilirsiniz.
“Devletin toplumda refah ve sosyal koruma sağlamak amacıyla uyguladığı politikalar bütününe SOSYAL POLİTİKA denir. Sosyal politika genel olarak sağlık, eğitim, konut, sosyal güvenlik, istihdam ve sosyal hizmetler alanlarındaki kamu hizmetlerini kapsamına alır. Devletin çevre, yerel yönetimler küçük orta işletmeler kültür ve sanat alanındaki politika ve uygulamaları ile kadınlar, gençler ve diğer dezavantajlı kesimlere dönük hizmetleri de çoğunlukla sosyal politikanın konusu içinde ele alınır. Sosyal politika genellikle SOSYAL DEVLET ve refah devleti kavramlamasıyla birlikte kullanılmaktadır.”
Sosyal politikanın tanımı bütün açıklığı ile kavrandıktan sonra asker ve politika denilince bu kavrama askerin girebileceği düşünülemez. Dolayısıyla siyasete de girmemesi, karışmaması gerektiğini söylemeye gerek var mı? Yine de belirtmekte fayda var. Görevdeki
askerler POLİTİKA yapar mı? Diye düflünecek olursak, cevap kesinlikle hayır olur. Asker politika yapmaz. Siyasi konularda da müdahil olacak tarzda beyanatlar dahi vermez. Sıralı bütün komutanlarımız bunun bilincindedir. Bizlerin yazmasına gerek yok. Zira askeri eğitime başladığınız andan itibaren bu konularda herkes kendi fikrini kendine saklayacak derecede bilinçli olarak yetiştirilir. Politika yaparken siyasetin iki ucunun boklu değnek olduğunu biliyorduk. ‘Neresinden tutarsan tut o boka bulaşırsın. Temizleyemezsin izi kalır’ derlerdi. Tıpkı medyada 27 Nisan muhtırası diye adlandırılan Genelkurmayın e-mail hatırlatmasıda; değişik izler ve yorumlarla kaldı hafızalarda...
Yazımı internetten aldığım hoşuma giden ‘POLİTİKA NEDİR’ fıkrası ile bitirmek istiyorum.
‘Politika nedir? İşte budur: çocuk babasına sorar: baba politika nedir? baba şöyle der: Bak oğlum, ben eve para getiriyorum, öyleyse kapitalistim. Annen parayı yönetir, öyleyse o da sendikadır. Hizmetçi kız ise işçi sınıfıdır. Bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın. Dolayısıyla sen de halksın ve altında bezi ile yatan küçük kardeşin ise gelecektir. Söyle bakalım anlayabildin mi? Çocuk düşünür ve o gece babasını anlattıklarını düşüneceğini söyler. Gece yarısı çocuk uyanır. Çünkü küçük kardeşi altını pisletmiştir ve ağlamaktadır. Ne yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak odasına gider. Annesi yalnız ve derin bir şekilde uyumaktadır, öyle ki onu uyandıramaz. Hizmetçi kızın odasına gider. Bakar ki babası hizmetçi kızla yatmaktadır. Dedesi de pencereden gizlice onları izlemektedir. Hepsi öyle meşguldürler ki çocuğun orada olduğunu fark etmezler bile. Çocuk hiçbir şey yapmadan yatağına geri döner.
Ertesi sabah baba çocuğa kendince politikanın ne olduğunu anlatmasını ister.
‘Evet’ der çocuk. Kapitalizm işçi sınıfını kötüye kullanıyor....sendika bunu seyrediyor....bu arada hükümet uyuyor....halk ise dikkate alınmıyor ve gelecek bokun içinde yatıyor...İşte politika budur...
Saygılarımla...
Bu Makaleyi Web sitenize alıntı yapabilirsinizBu Makaleye sayfanızda link vermek için, aşağıdaki yazıyı sayfanıza kopyala ve yapıştırın.
Önizleme :
Siyaset ve politika
Salı, 17 Mart 2009 Çağımızın mucizevi icadı internete girdiğimizde kafamızda tereddüt uyandıran, konuşulduğu ve yazıldığında kavram kargaşası içinde anlaşılamayan anlatı
|