|
“ATATÜRK zamanında TÜNEL - METRO-OTOYOL yoktu ama, yolsuzluk da yoktu.” der büyüklerimiz. Gerçi, “yol yoktu” dersek haksızlık yaptığımızı kabullenmeliyiz. Cumhuriyetin 86. yılını kutlayacağımız bu yılda 10.yıl marşının, 'Demirağlarla ördük yurdun dört bir yanını' mısraları ile tenakuza düşerek.... İmkansızlıklar içinde yapılan yollarla demir ağlarla örülen yurdumuzun bugünün şartları ile yapılan demiryolu ağı kilometresine bakın. Mukayese açıkça görülebilir. Hem de yolsuzluk yapılmadan ve hiç bir şaibeli şüpheli durum yaratılmadan soruşturulmalara gerek kalmadan yapılan yollarımız… Şimdi mi? Aklanıp aklanmadığı bilinmeyen hafızalardaki Ayaş Tüneli, bazı otobanlar ve Karadeniz otoyollarında yolunu bulanların zaman aşımından mı? yoksa bizim akıl sır erdiremediğimiz başka sebeplerden mi? Hala ortalıkta rahatlıkla dolaştıkları..Hatta bazılarının yerel seçimler için tekrar politika yapıp siyasete hangi yüzle soyundukları da maalesef bilinemiyor…
Bazıları (!) Rahmetli İNÖNÜ'NÜN hazineden 3 kuruşun hesabını sorduğu maliye bakanlarını okuyuversin bi zahmet meclis tutanaklarından. Haksız kazançla devleti zarara sokarak, bozuk kalitesiz yol yapıp trafik kazalarına dahi sebep olan bu yollardan yolunu bulanlar. Bazıları 'Bal tutan parmağını yalar.' atasözünü nalıncı keseri misali kendine yontarak yorumlar. Devletin verdiği imkanlar ile yerel seçimlerde olsun, kazanılan ihalelerde olsun, “Bal tutan parmağını yalar” atasözünü şahsi menfaatlerine göre yorumlayıp uygulayarak... Dolayısıyla yukarıdaki yorum ve uygulamaya asla katılmıyorum.
Birinci hamur kağıdın çok zor bulunduğunu, ödevlerimizi saman kağıdı dediğimiz ikinci hamur kağıt ve sarı defterlere yazdığımız senelerde (1950' li yıllarda)...Devlet Malzeme Ofisi filigranlı birinci hamur kağıdına ev ödevimi yaparken, (Devlet Demir Yollarında Ambar-Gar Müdürü olan) rahmetli babamdan enseme yediğim şaplak tokadı hatırlarım. İzi geçti ama öğrettiği ders de aklımda yer etti. Söylediği atasözleri ile…
“Beylik çeşmeden su içilmez”, “Yörük sırtından kurban kesilmez” atasözleri; Atatürk’ün izinden gidiyorum diye sadece rozet takıp bildiğini okuyanlara, seçim meydanlarında nutuk atıp şiir okuyanlara, “Beraber yürüdük biz bu yollarda” diye şarkı söyleyenlere ders olmalı. Beylik Çeşme: DEVLET, YÖRÜK SIRTINDAN KURBAN kesmek ise halk ve devlet hazinesi olarak bilinir ve yorumlanır. Dolayısıyla hiç kimse devletin imkanlarını rahatça kişisel ve parti menfaatleri için kullanmamalıdır. Yaptıkları ve yapacakları propagandaları (benim hesabım zayıf siz lütfen bir hesaplayın belediye başkanlığı muhtar adayları sayısı ile propaganda için kişisel masraflarını. Kaç okul, kaç hastane yapılır ve hazineye neler kalır?... Bu ölü yatırım, sokakları kirleten parti bayrakları, afişler pankartlar, gülücüklerle dağıtılan karanfiller, bilboardlar vs. masrafları…
Evet politika dedik… Asker politikaya girmez ve girmemeli. Ancak; “her türlü ahval ve şerait olsa” dahi, milletin yapamadıkları karşısında ordunun koruma ve kollama görevi de göz ardı edilemez. Bunu biraz düşünelim. Ne dersiniz?
Bu millet, ülkesini, devletini, demokratik, laik Türkiye Cumhuriyetini sevmeyi sadece ORDU ya bırakmadığı ve Cumhuriyetimize sahip çıktığı sürece ASKER Politika yapmamalı, siyasete karışmamalı, girmemeli… Demokratik Laik ATATÜRK Cumhuriyeti Türkiyesi’nde Anayasamıza da sadık kalarak girmemeli.
Peki “siz emekli asker olarak niye siyaset konusuna girdiniz” derseniz. Biz de girmeyiz. Zira; Siyasetçi ve POLİTİKACI değiliz. (Ancak) EMEKLİyiz ama EMEKLEMİYORUZ! Hala düşünüyor, birikimlerimize ve gördüklerimize dayanarak bu konulara sizlerin dikkatinizi çekmek istiyoruz.
Asker yemez, içmez, uyumaz, ağlamaz, gülmez, konuşmaz. Yeter be! yeter! Asker emekli olsa da neden her şeyden yasaklı olsun? Onlarda anayasaya göre oy kullanma hakkına sahip değil mi? Onlar konuşunca mı demokrasi ihlali oluyor. Mecliste anayasaya aykırı olarak bazı konularda belli bir partiye ve partililere her türlü imkan tanınmasına rağmen bu partiler partililer konuşunca anayasa ve demokrasi ihlali olmuyor. Uygulama sadece ASKERE mi?
Yerel seçim sloganları çok çeşitli ve halka itaben çok ta güzel seçilmiş cümlelerle ifade edilmiş. Güzel de, bu sloganlara ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARINA gerçekten sahip çıkacak kimler var?...
Her seçmenin görüşüne ve oyuna saygı duyarız. Ancak; nelere, ne şekilde sahip çıkacağımız değerlendirilmelidir. Zira; geçmişi geri getiremeyiz, ancak, gelecek avuçlarımızın içindedir.
* * *
Yerel seçim propagandası için yapılan masraflara çok üzülüyorum. Beni şahsen ne ampul, ne ok, ne hilal ne de başka simgeler etkiler. İngilizcesi backround olan kelimenin hemen hemen eşdeğer ifadesi olmasa da (mecazi olarak kullanılan) cemayuz evveline bakalım kişi ve partilerin. Geçmişinde ne yaptılar. Yaptıkları işler yapacaklarının teminatı oluyor mu? Bir zamanların Fırıldak tabir edilen siyasetçisi diye adlandırılan (Kişinin ismini yazmıyorum hakaretten tazminat cezası yemeyelim krizin teğet geçtiği yerde tazminat cezası bize değmeden…) Evet 3 seçim döneminde 4 parti değiştirebilen Partili Fırıldaklar var diyorlar bu ortamda. Merak ediyorum bunlar milyonlarla ifade edilecek TV. Bilboardlarla görüntülü reklamları seçim otobüslerinden yaptırdıkları reklam giderlerini nasıl ödeyeceklerini…
Aslında ben biliyorum da bunlara yanlışlıkla oy verenlerin de bilmesini isterim. Bu masraflar bizden bizlerden çıkacak bilesiniz. Seçim öncesi ağzınıza çalınan bir parmak bala kanmayın. Yoksa daha önceki yazılarımda arzetmeye çalıştığım gibi;
“Kendi düşen ağlamaz”
“Son pişmanlık neye yarar?”
“Geç Kalma’yın”
Bu; seçim toto, loto gibi şans oyunu değil. Doğru karar verin. Seçtiğiniz kişiler yüzünden “Anamız ağlamasın!…”
Doğru, daima doğrulara inanarak, yolumuz andımız; taviz vermeden ATATÜRK İlke ve İnkılapları doğrultusundadır. Bu uğurda bugüne kadar hizmet etmiş ve edecek olanlaradır OY umuz.
Hedefiniz ve oylarınız hayırlı olsun. “Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz.” Atasözüne bakarak çok laf edip uzun vaatlere kanmayın. Hatırlayın bir zamanlar 2 anahtar verenleri.
Saygılarımla…
|