|
ABD’den başlayarak tüm dünyayı saran küresel krizin nedenleri neler? Kriz nasıl başladı, nasıl yayıldı? İşte krizde öne çıkanlar.
Kriz nasıl başladı?
ABD’den başlayan küresel krizin temelinde mortgage piyasasına ilişkin
sorunlar var. ABD’de ortaya çıkan ve tüm dünyayı olumsuz etkileyen
mortgage sektörü, ilk olarak üç yıl önce sorun yaratmaya başladı. ABD
mortgage piyasası, 10 trilyon dolarlık büyüklüğüyle dünyanın en büyük
piyasası konumunda bulunuyor. ABD’de, para hacminin yüksek olması
nedeniyle, bazı finansal kuruluşlar 5 yıl önce, kredibilitesi zayıf
olan kişilere de mortgage kredisi vererek, geri dönüşü riskli bir mali
yapıya girdiler. Sadece dar gelirlilerin kullandığı ve subprime olarak
adlandırılan ‘yüksek riskli krediler’in boyutu 1.5 trilyon doları
buluyor.
5 yıl öncesine kadar ABD’de faizler son derece düşük olduğu için
özellikle orta ve alt gelir grubundaki kişiler değişken faizli
kredileri kullanmayı tercih ettiler. Ancak, ABD Merkez Bankası’nın
(Fed) son iki yılda faiz oranlarını artırması, konut sektörünü
durgunluğa soktu. Konut satış fiyatları ile kira gelirlerinin de piyasa
düzeyinin altına inmesiyle, bu krediyi kullanan düşük gelirli gruplar,
kredilerini düzenli olarak ödeyemez hale geldiler. Bankaların,
tüketicilere satın alacakları ev ve dairelerin bedelinin tamamını,
hatta değerinin yüzde 110 oranında borçlanma fırsatı vermesi,
kredilerin geri dönüşünü zora soktu. ABD’de bankalar konut kredileri
için gereken parayı yatırım bankalarında ihraç ettikleri tahviller ile
borçlanarak sağlıyorlardı. Ancak kredilerin geri dönüşümü zora girince
yatırım bankaları ve ABD mortgage piyasası için da çanlar çalmaya
başladı.
Krizin nedenleri neler?
Temel olarak krizin nedenlerini şöyle sıralayabiliriz. Mortgage
kredilerinin yapısının bozulması, faiz yapısının uyumsuzlaşması, konut
fiyatlarındaki balon artışlar, menkul kıymetlerin fonlanmasında yaşanan
sıkışıklık, kredi türev piyasalarının genişlemesi ve kredi
derecelendirme sürecindeki sorunlar.
Kredi krizi, finansal krize nasıl dönüştü?
Kriz her ne kadar başlangıçta bir mortgage krizi olarak ortaya çıksa da
takip eden süreçte bir likidite krizine dönüştü. ABD’de 2007 yılında,
finans ve sigorta, gayrimenkul, inşaat ve madencilik sektörü başta
olmak üzere toplam dört sektörün büyüme hızının yavaşlamasıyla genel
ekonominin büyüme hızı da yavaşladı. Ekonomik büyümenin yavaşlamasına
neden olan reel sektör, mortgage krizinden olumsuz etkilendi. Faiz
oranlarındaki değişim kredi piyasasında daraltıcı etki yaptı, kredi
piyasasında 2006 yılında yüzde 13.2 oranında artış sağlanırken, 2007
yılında bu oran yüzde 4.8 olarak gerçekleşti. Yatırımcıların risk
almadan kazanç elde etme isteği maliyeti düşük, kolay kredi imkanlarına
bağlı olarak tüketicilerin aşırı borçlanmasına ve kontrolsüz kredi
genişlemesine neden olarak sistemin kırılganlığını artırdı. ABD’de
subprime borçlularının ödeme güçlüğüne düşmesi ile tetiklenen kriz, bu
kırılganlıklarla birlikte büyüdü.
Krizin ilk kurbanı kim oldu?
ABD’nin önde gelen bankalarından Bear Stearns, Mart ayında şirketin
tamamını 236 milyon dolar olarak değerleyen hisse başı 2 dolar fiyatla
JP Morgan’a satıldı. Şirketin Ocak 2007’deki piyasa değeri 20 milyar
dolardı. Bear Stearns’ten iki günde 17 milyar dolar para çekilmesi
üzerine kurtulamayacağı anlaşılınca Fed, batışın sistemin tümüne
yayılmasını engellemek için satılma ya da iflas masasına gitme
seçeneklerini bıraktı. Fed, şirketin JP Morgan’a devri gerçekleşmezse
Bear Stearns’e yardım etmeyeceği yönünde bilgi verince Bear Stearns
yetkilileri 84 dolar olarak açıkladıkları hisse başına defter değerine
rağmen hisseleri JP Morgan’a 2 dolara devretmeye razı oldu.
Son bir yılda kaç banka battı?
Uluslararası finans krizinin başlangıcı olarak kabul edilen Ağustos
2007 tarihinden bu yana ABD’de batan banka sayısı 13’e ulaştı. Banka
iflasları 2008 yılında hızlandı ve sadece bu yıl 11 banka iflas
bayrağını çekti. Batan bankaların aktif büyüklüğü toplamı ise 173
milyar 800 milyon dolar düzeyinde bulunuyor.
Kriz ABD’de hangi bankacılık modelini tarihe gömdü?
Kredi krizi öncesinde ABD’de beş büyük yatırım bankası bulunuyordu.
Yatırım bankaları, uzun vadeli kaynak transferi yapma görevini
üstlenmiş kurumlar niteliğini taşıyor. Bu bankaların mevduat toplama
yetkisi bulunmuyor. Bear Stearns’ün Mart’ta JP Morgan’a satılmasının
ardından, Bank of America Merrill Lynch’i satın aldı. Alıcı bulamayan
Lehman Brothers iflasını açıkladı. Son olarak Fed, ABD’nin en büyük iki
yatırım bankası Goldman Sachs ve Morgan Stanley’yi desteklemek için her
iki bankanın da statütüsünü değiştirdi. Tüm bu gelişmeler Wall
Street’teki yatırım bankacılığı modelinin sona erdiği anlamına geliyor.
Henüz sonu gelmedi
Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn: Global
krizin en kötü dönemini atlattığımızı söyleyemem. Finansal krizin
sonuçları henüz geçmedi ancak ana sebepleri çok geride kaldı. Ekonomik
toparlanma 2009’da olabilir.
Fed’in eski Başkanı Alan Greenspan: Bu 50 yılda, hatta muhtemelen
yüzyılda bir yaşanabilecek olay. ABD’nin bir ekonomik durgunluğa
girmeden kurtulma ihtimali yüzde 50’nin altında, krizin daha da devam
etmesini bekliyorum.
Euro Ülkeleri Ekonomik Grup Başkanı ve Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude
Juncker: Piyasalardaki kriz henüz sona ermedi. Geçici bir sona bile
ulaşmayan mali kriz hâlâ şiddetle sürüyor ve büyük bir baş ağrısı
yaratıyor. Ancak Avrupa görece olarak ABD’den daha iyi durumda.
|