|
İlköğretim çocuklarına yönelik çalışmanın politik yanı olmayan, sevgiye, beraberliğe, birleştirmeye ve Atatürk'ün sıcakkanlılığını göstermeyi amaçladığını vurgulayan Doğançay, "Heide tarzı bir çizgi roman olacak.
Heide'nin de büyük dedesi vardı. İnsanlara dürüstlük, doğruluk
mesajları veren her hikayenin içinde öğretici bir şey olacak" dedi.
Doğançay, 48 sayfadan oluşacak her kitabın içinde 2 hikaye olacağını ve
serinin 12 kitapta tamamlanacağını belirterek, kitabı büyük boy ve
renkli olarak tasarlayacaklarını söyledi. Çizimleri ressamların
yaptığını, kendisinin ise senaryosunu yazdığını belirten Doğançay,
kitapları bir program içinde ilkokullara dağıtacak. "Çocuklara
paralardaki, heykellerdeki değil de gerçek Atatürk'ü anlatmak
istiyorum" diyen Doğançay, Atatürk doğru anlatılmadığı için sorunlar
yaşandığının da altını çiziyor.
“Demek sen boya yapmayı seviyorsun”
Doğançay, çizgi romanda yer vereceği hikayelerden birini şöyle
özetliyor: "Bir sabah erkenden kalkan Ülkü'ye, Atatürk'ün sabaha kadar
çalıştığını söylemişler ve erken uyandırmamasını tembih etmişler. Ülkü
de Atatürk'ün yatak odasının yakınındaki ayakkabı dolabındaki
ayakkabılarla oynamaya başlamış. Sonra da Atatürk'ün ayakkabılarını
boyamaya başlamış. Ayakkabılar üzerinde çeşit çeşit renkleri deneyen ve
bu arada boyayı kendisine de süren Ülkü, Atatürk'ün sesi ile irkilmiş;
'Ülkü ne yapıyorsun?'
Ülkü, 'Galiba yanlış bir şey yaptım' diye düşünürken Atatürk, sakin bir
şekilde 'Demek sen boya yapmayı seviyorsun, bugün bir şey keşfettik,
üzülmeyip sevinmeliyiz. İnsan sevdiği şeylerde muvaffak olur, sana
hemen boya takımları alalım, resimler yapar bana getirirsin' demiş.
Bu olaydan sonra Ülkü'ye boya kalemleri ve defter alınmış. Ülkü de
yaptığı her resmi Atatürk'e göstermiş. Atatürk de Ülkü'nün defterlerini
büyük bir ciddiyetle incelemiş."
|